Zamanı Gelenlerden
Hani derler ya sidik üzerindeki saman çöpüne konan sineğin kaptanı deryalığı diye. Devlet başkanına söylenen istilacı, diktatör yetmezmiş gibi sinkaflı sözlerin üstünü kapatanlar, görmezden gelenler devlet başkanına söylenen söz devlete, millete söylenmiştir diyen bir görevli çıkar da 20 yıldır çalınanları 20 günde alır diye muhakeme eden yok.
Selam olsun siz satır dostlarıma. Profesör unvanı alan Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü, Sayın Hasan Doğan’ın hocası, sohbetlerinden feyz aldığım Prof. Ahmet Ünsal’ın “Siyasetçi ne zaman ne söyleyeceğini, din adamı ise ne zaman ne söylemeyeceğini bilmeli” öğüdü kulaklarımda çınlıyor. Buna ek olarak “Gazeteci; devlet ve millet menfaatlerini gözeterek yayıncılık yapmak zorundadır” sözünü de ben ekliyorum.
Gelelim bilinmeyen gündeme.
2020 yılında “Suriye Darbesi ve Türkiye, Esad Ailesi ve Kafkasya” başlığıyla yayınlanan haberimizde gazeteci Ömür Çelikdönmez’e atıfla Suriye’nin yakın tarihine, Esad ailesinin kökenine, Fransız sömürgesi ve sonrasında yoğun darbeler dönemine değinmiştik. Arap Baharıyla başlayan çatışmalar sebebiyle Rusya, İran, Çin gibi ülkelerin dahil olduğu gündemlere de yer vermiştik.
Aynı haberimizde Emekli Genel Kurmay Başkanı Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “Kıvrıkoğlu ile Başbaşa, Kıvrıkoğlu ile Başbaşa Gündem” başlıklı röportajımızda günümüzde daha iyi anlaşılabilen yerli ve milli olma hassasiyeti ve Akdeniz bölgesinin önemi, Suriye meselelerinin değerlendirilmesi konularını da hatırlatmıştık.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in dengeleri, Soçi görüşmeleri ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ziyaretleri de aynı haberimizde yerini almıştı.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan aleyhine söylenen sözler, “öldüğünde deve keseceğim” adakları ve Fetö yapılanmasının aktif gücü de haberimizde açık ve net olarak ifade edilmişti.
“Suların Durulmadığı Suriye’de Esat Ailesi Kökeni…” başlıklı haberimizde Ömür Çelikdönmez’in PKK, Apo ve Esad ailesi hakkında kaleme aldığı yazısına atıfla Hafız Esad’ın öğrencilik yıllarından başlayan hikâyesine, evlilik sürecine, dostluk bağı bulunan ailelere, bu aile fertlerinin getirildiği görevlere yer vermiştik. Yazımızda Hafız Esad’ın darbe hazırlığında olduğu dönemi ve kendisini başarıya taşıyan aldığı stratejik tavsiyeleri anlatmıştık.
Kafkasya kökenli kimselerin birçok farklı nedenle dünyanın sayısız ülkesinde varlığından ve etkin görevlerinden hatta CIA kurucuları arasında yer alınmasından Vatikan’da Kardinal olarak yer alınmasına kadar isimleriyle birlikte haberimizde bahsetmiştik.
2019 yılında “Aile Mirası Tutuklanma, Sıra Dışı Yaşam” başlıklı röportajımızda Kafkasya’dan Osmanlı’ya göçle başlayan Atatürk ile omuz omuza verilen Kurtuluş Savaşıyla Türkiye’nin kuruluşundan sonra Ürdün, Mısır, Suriye, Yunanistan, Midilli gibi ülkeleri kapsayan Kafkasya kökenli bir ismin hayat öyküsünü Hatay görüşmeleri sırasında Albay rütbesiyle o dönem özgürlüğüne kavuşmuş Suriye’yi temsilen katıldığını ve Türkiye lehine katkılarını anlatmıştık. Hatay görüşmelerinde yer alan Albay Recep Bey’in oğlu Remzi Bey 2 kuşak önce soy isim değişikliği yapıldığı iddia edilen Esad ailesinin akıl hocasıydı.
Aynı yıl “Devlet Sahipsiz Değil” başlığıyla haberimize konu olan kendisinin mesleğe başlamasına ve şikayetlendiği günler yaşadığı Daire Başkanlığı’ndan Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’ne yükselmesine referans olan abisine sadakatle, vefayla bağlı kaldığı bilinen Hakan Öztatar’ın haberinin ardından “Tecrübenin Sesi …” başlıklı röportajımızı Beşar Esad’ın annesi ile babasının evlenmesinde etkin olan ailenin en küçük kardeşi, Türkiye sevdalısı Çapa Tıp Fakültesi mezunu Dr. Şeref Marşan ile yapmıştık
Geçmişte Suriye ile teması olanların bileceği üzere şayet pasaportunuzda İsrail Vizesi var ise istihbarat teşkilatı Muhaberat’ın sert sorgusuna ve işkencesine tabi kalırdınız. Metropol bölgelerde yaşayan Suriyelilerin Amerika tutkusu, İngilizceyi iyi bilmesine karşın İsrail düşmanlığı ve işgal altındaki Golan Tepeleri söylemleri ve arkasındaki gerçeği kimse sorgulamadı.
Türkiye’nin uzlaşmacı tavırla el uzatması sürecini, bölgedeki görüşmeleri yönetmiş, yürütmüş isimdi Dışişleri Bakanı Dr. Hakan Fidan, Arap Baharı döneminin MİT Başkanı olarak bölgenin geçmişine ve mazisine hakim isimdi.
Esad kendisine uzatılan bu elin kıymetini bilemedi ve önemini anlayamadı, iddiasına göre kaybolan altın rezervlerini ve bazı biyolojik, kimyasal silahlarını sorgulamaya odaklandı.
Bugün içine düştüğü durum sebebiyle İsrail’den yardım talep ettiği haberlerine şaşıranlar oldu. Oysaki bu son derece normal bir durum. Sebebi ise; sömürgenin sona ermesi sonrası hemen hemen her ay darbelerle yönetimin el değiştirdiği Suriye’de tüm darbeciler aynı stratejik kaynakla olan dostluklarından yararlanmaktaydı. Hafız Esad darbe hazırlığında yararlandığı bu kaynağa kimsenin sormadığı “Darbelerin neden kısa ömürlü olduğu ve nasıl kalıcı olabileceği?” sorusunu sordu. Cevap düşük bütçelerle yapılan darbelerde paranın bitmesiyle birlikte insanların yeni tekliflere açık olması gerçekliğiydi. Diğer ayrıntı ise sadakat ve vefa vasıflarına sahip kimselerin askeri görevlerde yer almasının önemiydi.
Esad, yönetimin değişmeyeceği darbeyi bu iki temel üzerine kurmuştu. Sırrının saklı kalması için ise hiçbir Suriyelinin İsrail ile teması olmamalıydı. Geçmişte strateji ve dengeleri anlattığım yazımda bahsettiğim şekliyle yumak başka yerde, uç başka yerdeydi. Golan için ortada işgal yoktu, darbenin başarısının maddi rezervi vardı.
Recep Tayyip Erdoğan’ı onlarca isnat ile suçlayan, ölümüne adaklar adayan zihniyetin bugünkü serzenişinin temelinde bölgedeki yıkılan hayaller var. Sayın Kıvrıkoğlu’nun altını çizdiği değerler hayat buluyor. Fakat dış dünyadaki bu güncel başarıya rağmen Erdoğan’ı camdan söverek izleyen firarı Öksüzün’ün mevkiidaşı, milyarlarca dolarlık vurgunun başı şimdilik küçük hesaplarla meşgul. Vurgun kaynağı kurumun üye ve yöneticileri de kendi küçük hesaplarında. Kimi kamu görevlileri eliyle siyasetçileri uyuttuğu düşüncesinin rahatlığıyla kırmadığı Gizem’in isteklerini yerine getiriyor milyarder tekaüt. Hainlikte sınır tanımayan şebekenin üyeleri ise cinsel tacizle suçlandığı hasımlıklarını tekrar hısımlığa çevirerek yeni skandallara gebe pasif agresif, huzursuz yeni aktörlerine yıllar önce verdiği sözleri tutarak sessiz vurgunlarına devam ediyor.
Hani derler ya sidik üzerindeki saman çöpüne konan sineğin kaptanı deryalığı diye. Devlet başkanına söylenen istilacı, diktatör yetmezmiş gibi sinkaflı sözlerin üstünü kapatanlar, görmezden gelenler devlet başkanına söylenen söz devlete, millete söylenmiştir diyen bir görevli çıkar da 20 yıldır çalınanları 20 günde alır diye muhakeme eden yok. Hey gidi hey.