DOLAR 7,6010
EURO 8,9636
ALTIN 471,90
BIST 9,7734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Geçmişten Günümüze Kadın Olmak

Sesli Dinle

Göktürk ve Uygur eserlerinde sık sık kadından söz edilmektedir. Orhun Kitabelerinde “Hakan ve Hatunun Buyruğu”  sözü ile başlayan ifadeler yer almaktadır…
İslamiyet geldiğinde ilk iman eden kişi bir kadın olmuştu.  O kadın ki kendi başına ticaret yapan, halk arasında ismi yer etmiş biriydi.

Geçmişten Günümüze Kadın Olmak
18.08.2020
21.444
A+
A-

Türk toplumlarında kadın her zaman baş tacı olmuştur. Her liderin arkasında değil, yanında güçlü bir kadın lider vardır. Hatun kişileri ardında değil, yanında görmek isteyen güçlü liderlere sahiptik.

Eski Türk Devletlerinde de kadın bir  “mal” olarak görülmez, devlet yöneticilerinin yerine bakabilecek değerde görülürdü. Nitekim farklı devletlerden gelen elçilerle görüşür toplantılara katılırdı. Avrupa Hun Devletinde kadın ile erkek denk görülür ve kadının fikri alınmayan iş yapılmazdı. Orta Asya Türk Devletlerinde kadınlar da erkekler gibi savaşçı ve asker yetiştirilirdi. İskitler de kadınlar, erkekleriyle beraber savaşta çarpışıyordu.

Göktürk ve Uygur eserlerinde sık sık kadından söz edilmektedir. Orhun Kitabelerinde “Hakan ve Hatunun Buyruğu”  sözü ile başlayan ifadeler yer almaktadır.  Kutluk Devletinin yöneticileri olan Bilge Kağan ve Kültigin adına dikilen abidelerde hatunun halktan farklı olduğu şu şekilde ifade edilmektedir: Yukarıda Türk Tanrısı, Türk’ün kutlu ülkesini öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın, millet olsun diye babam İlteriş Kağan ve annem İlbilge Hatunu (Tanrı) halk içerisinden çekip yukarı çıkarmış Bu ifadeler Orta Asya Türklerinde kadının siyasî ve toplumsal bakımdan konumunun göstergesidir.

Türk toplumu olarak dini kendi toplumumuza göre yorumlamak yerine Arap kültürüyle beraber dini yaşamaya başladık. Kadın Arap toplumunda İslam dini gelmeden önce değersizdi. Öyle ki cahiliye dönemi denen dönem de kız çocuk doğuran kadın utanır, kız bebekler canlı canlı gömülürdü. İslamiyet geldiğinde ilk iman eden kişi bir kadın olmuştu.  O kadın ki kendi başına ticaret yapan, halk arasında ismi yer etmiş biriydi. İslamiyet’in yayılmasında da her türlü desteği vermiş ve katılması gereken toplantılarda gururla bulunmuştu. Bizler, İslamiyet’in bizlere anlattığı; “kadını koru! Kadın özeldir! Biz cenneti kadının ayakları altına serdik! Mesajlarını biraz yanlış anladık. Arap kültürünün yanlış olduğu için terk edilmesi istenilen tavırlarını benimsedik. “kadını okutma! Kadını döv! Kadını sokağa çıkarma! Kadını dinleme! Kadının vazifesi çocuk doğurmaktır!” düşüncelerini benimser hal aldık. İlk önce bunu derin bir üzüntüyle söylemekteyim. Düzenli ve nizam sahibi dini almak yerine Arap toplumuyla harmanlayıp aldık. Sanırım insanlarımızın yaptığı en büyük hata bu idi. Dini gerçekten okuyup ve anlamak gerekir. Kulaktan kulağa gezen, içi boş bilgilerle topluma ya da kadınlara kural koyamazsınız.

Her gün insanlığımızı yavaş yavaş toprağın en derinliklerine gömüyoruz. Özgecan, Şule, Pınar dahil niceleri için yapılan zulüm ve vahşet cezasız kalmamalı ve savunulmamalıdır. Kimsenin özel hayatını yargılamak benim ve kimsenin haddi değil elbette. Fakat ortada fazla sayıda vahşet var. Sesimizi çıkarmadıkça, önlemler arttırılmadıkça bu cinayet haberlerinin arkası kesilmeyecek. Yaşananlar karşısında, derin bir hüzün ve yas içindeyim. Geçmişten günümüze adım adım toplum içinde var olma çabamız, fikirlerimizi korkusuzca dile getirebilmemiz bazı kimselerin öfke dolu ihtiraslarının kurbanı oluyor. Nasıl bu kadar nefsimize hakim olamıyoruz?

Okumayan ve okuduğunu anlayamayan bir toplum olarak yolumuza devam edemeyiz. Kadın cinayetlerine dur demeyi bilmeli, gereken önlemleri hassasiyetle hızlı bir şekilde almalıyız.

Sevgili okurlar; birbirimize daha saygılı ve merhametli olduğumuz bir dünya diliyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.