Çabaların Gayesi Adalet
Lakin hepimiz geçiciyiz, bizi de bir gün sorguya çekecekler, bunu da unutmayalım. Unutmayalım ki bir gün mizan kurulur, bütün defterler dürülür, hesabı bizlerden sorulur. Yanlışlardan kaçınalım, o günler gelmeden bugünün kıymetini bilelim. Bir gün bize de sıra gelecek.
Selam ederim siz satır dostlarıma. Bir dostum “Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Bey’in Metin Kıratlı’nın yemin töreninde yaptığı konuşmayı sen mi yazdın?” diye sordu. “Kadir Bey’i Tetkik Hakimliği yıllarından bilirim, ancak hukukum yok, konuşmadan da haberim yok” dedim.
“Senin birkaç yazını birleştirince konuşma metni çıkıyor” dedi. “Olasılıklar dahilinde kendisi sıkı takipçim, okurum olabilir veya aklın yolu birdir” diyerek hemen konuyu araştırmaya başladım.
Bazı meslektaşlarımız Erdoğan’ın gözüne bakarak Kuran-ı Kerim’den ayetler okundu şeklinde yorumlamış. Ben ise daha farklı düşündüm.
Bence Başkan Özkaya, devlet yönetimindeki en büyük makamın huzurunda meslektaşlarına direkt seslenmiş ve uyarmış veya Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmanın içeriğini, hatta metnini hazırlayıp kendisine vermiş.
Bu olasılıklar konunun esasına ve önemine zarar verir. Bence son derece önemli olan beyanlar sebebiyle Başkan Özkaya’yı tebrik etmek, uyarılarına kulak vermek daha doğru olacaktır.
Başkan Kadir Özkaya’nın konuşmasından dikkat çeken bölümleri sizlerle paylaşmak isterim;
…
“Herkesin malumu olduğu üzere bütün yargısal çabaların gayesi adaleti tesis etmektir. Böyle olunca da yargısal faaliyetlerin başaktörleri olan hâkim ve savcılar hakkın ayakta tutulması ve adaletin sağlanması bakımından en önemli sorumluluğun kendilerinde olduğunu asla hatırlarından çıkarmamalı.
Değerli meslektaşlarım, çok kıymetli hâkim ve savcı kardeşlerim…
Bir yerde söz sahibi olduğunuzda, size söz hakkı veya yetki verildiğinde, güç verildiğinde muhatabınız kendi yakınınız olsa dahi adaletle hükmedin.
Hiçbir zaman hakkı (adaleti) kendi keyfî arzularınıza uydurmaya kalkışmayın. Daima hakka çağırın ve hakla hükmedin. Tesis etmekle mükellef olduğunuz adaleti önce kendi nefsinizde/hayatınızda ete kemiğe büründürün.
Haktan uzak yaşayan, haksızlıktan yakayı kurtaramaz…
Adalet timsali hâkimler olun. Hiçbir neden, sizi hiçbir zaman hakkı ayakta tutmaktan alıkoymasın; adaletsiz davranmaya yöneltmesin.
Adaletle hükmedin ki kargaşa çıkmasın. Unutmayın adaletle hükmedilmeyen yerlerde kargaşa olur, düzen ortadan kalkar, herkes kendini haklı görmeye başlar. Bu yüzden adalet terazisini hep hak ve haklıyı gözeterek kullanın. Haksız olduğu halde haklıymış gibi kavga çıkaranlardan, hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyenlerden taraf olmayın. Hakka uyun. Hakkı ayakta tutun.
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Lokman Hekim’in oğluna yönelik tavsiyelerine ilişkin ayette “Evladım, yaptığın iyilik veya kötülük hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, Allah onu çıkarıp ahirette karşına getirir. Çünkü Allah her şeyi bütün incelikleriyle bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.” denilirken, bir başka yerde de “Kıyamet gününde öyle doğru, öyle hassas teraziler kurarız ki kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Bir hardal tanesi kadar (hardal tanesi ağırlığında, iyi ya da kötü, basit bir şey) bile olsa yapılanları (her şeyi) getirir tartıya koyarız. Hesap sorucu olarak biz yeteriz.” denilmektedir.
Kıymetli meslektaşlarım bugün adalet dağıtıyoruz, her şeyi ve herkesi sorguya çekiyoruz. Lakin hepimiz geçiciyiz, bizi de bir gün sorguya çekecekler, bunu da unutmayalım. Unutmayalım ki bir gün mizan kurulur, bütün defterler dürülür, hesabı bizlerden sorulur. Yanlışlardan kaçınalım, o günler gelmeden bugünün kıymetini bilelim. Bir gün bize de sıra gelecek.
…
Dolayısıyla bilerek bildiğimize ihanet edenlerden olmayalım. Sahip olduğumuz bilgiyle söylem, icraat ve yaşantımız, amel ve muamelatımız uyumlu olsun. Dilde âlim olup da muamelatta zalim, kalp âleminde müflis olmayalım. Bir başka söyleyişle ameli ilmine, ilmi ameline düşman olanlardan olmayalım.
Rızkımıza vesile olan görevimize ihanet etmeyelim.
Devletimize, milletimize vatanımıza karşı olan sorumluluklarımızı, görevlerimizi hakkıyla ve eksiksiz yerine getirelim.
…
Ayrıca yapılan zulümlere gözlerini ve vicdanlarını kapatanlar, zalimlere destek olanlar, sahip oldukları güce güvenerek adaleti hiçe sayan davranışlarını sürdürmekte ısrarcı olanlar, yaptıkları zulmün yanlarına kalacağını sanmamalıdır.
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı (korkuyla donup kalacağı) bir güne erteliyor.” denilmektedir. İnanıyoruz ki “zulm ile abad olanın ahiri berbad olacaktır.”