8 Eylül 2026, 17:00:23
Dolar 48,4600
Euro 56,3124
Altın 6.855,08
BİST 14.086,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Açık
İstanbul
26°C
Açık
Çar 27°C
Per 27°C
Cum 28°C
Cts 27°C

Alman İslamı mı, Almanya’da Kök Salan İslam mı?

İşte “Alman İslamı” tartışması tam olarak burada başlıyor.
Alman İslamı mı?

Alman İslamı mı, Almanya’da Kök Salan İslam mı?
8 Eylül 2026 15:30
108
A+
A-

Sivil toplum kuruluşları üzerinden yeni bir egemenlik ve yabancı etki tartışması…
Yaklaşık iki ay önce Londra’da, Türkiye’den ziyarete gelen milletvekili dostlarımla bir kahve sohbetinde bir araya geldik.
Londra’ya gelmeden önce Almanya ve Fransa’da temaslarda bulunduklarını, özellikle Türk toplumunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde vatandaşlarla görüştüklerini anlattılar.
Sohbet sırasında aktardıkları bir konu özellikle dikkatimi çekmişti.
Avrupa’daki Türk toplumundan en fazla duydukları meselelerden birinin, Türkiye’den eskisi gibi imam ve din görevlisi getirilememesi olduğunu söylediler.
O gün üzerinde konuştuğumuz bu konu benim için orada kapanmadı.
Ağustos ayı içerisinde Türkiye’de bulunduğum süre boyunca yaptığım temaslarda ise bu defa başka bir tartışma sık sık karşıma çıktı: Dinî yapılar ve sivil toplum kuruluşlarının başka ülkelerle kurdukları ilişkiler, yabancı devletlerin bu yapılar üzerindeki muhtemel etkileri ve devletlerin kendi egemenlik alanlarını koruma hakkının sınırları…
Bir tarafta Avrupa, kendi sınırları içerisindeki dinî ve sivil yapıların yabancı devletlerin etkisinden ne ölçüde bağımsız olması gerektiğini tartışıyordu.
Diğer tarafta Türkiye’de de farklı bir bağlam içerisinde benzer sorular gündeme geliyordu.
Bu iki tartışmayı yan yana koyduğumda, Londra’daki o kahve sohbetinde duyduğum meselenin aslında çok daha geniş bir tartışmanın parçası olduğunu düşündüm:
Bir devlet, kendi sınırları içerisindeki dinî hayatın başka bir devletin kurumsal etkisi altında kalmasını ne ölçüde kabul eder?
Bu sorunun peşinden gidince karşıma Almanya’nın son yıllarda yürüttüğü önemli bir dönüşüm çıktı.
Mesele yalnızca Türkiye’den Almanya’ya kaç imam gönderilebileceği değildi.
Mesele, Avrupa’daki Müslümanların dinî hayatının önümüzdeki yıllarda nasıl kurumsallaşacağı, din görevlilerinin nerede yetişeceği ve bu yapıların başka ülkelerle nasıl bir kurumsal ilişki sürdüreceğiydi.
Ve bütün bunlar beni şu soruya götürdü:
Alman İslamı mı doğuyor, yoksa Almanya’da kök salan bir İslam mı?
14 Aralık 2023: Bir dönüm noktası
Almanya’da uzun yıllar uygulanan sistem biliniyor.
Türkiye’de yetişen din görevlileri Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendiriliyor, Türk devletinin personeli olarak Almanya’ya gidiyor ve çoğunlukla DİTİB bünyesindeki camilerde belirli sürelerle hizmet veriyordu.
Ancak bu model açısından önemli dönüm noktalarından biri 14 Aralık 2023 tarihinde yaşandı.
Almanya Federal İçişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve DİTİB arasında yürütülen görüşmeler sonucunda, Türkiye’den devlet görevlisi olarak imam gönderilmesi sisteminin kademeli biçimde sona erdirilmesi yönünde bir mutabakata varıldığını açıkladı.
O tarihte Almanya’da Türkiye’den gönderilmiş yaklaşık 1.000 Diyanet din görevlisi bulunuyordu.
Ortaya konulan yol haritasına göre Almanya’da yılda yaklaşık 100 imam ve din görevlisinin yetiştirilmesi, buna paralel olarak Türkiye’den gönderilenlerin sayısının kademeli biçimde azaltılması öngörülüyordu.
Dönemin Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser’in açıklamaları, Berlin’in meseleye nasıl baktığını göstermesi bakımından dikkat çekiciydi.
Almanya; ülkenin dilini konuşan, toplumu tanıyan ve Almanya’nın toplumsal şartları içerisinde hizmet verebilecek din görevlileri istiyordu.
Alman makamları ayrıca bu dönüşümün Türkiye’nin Almanya’daki cami cemaatleri üzerindeki etkisini azaltacağını da açıkça ifade ediyordu.
Dolayısıyla burada yalnızca bir imam yetiştirme reformundan söz etmiyoruz.
Aynı zamanda dinî hayatın kurumsal merkezinin nerede bulunacağına ilişkin daha kapsamlı bir dönüşümden söz ediyoruz.
Değişen sadece imamın pasaportu değil
2023’te açıklanan yol haritasının dikkat çekici başka bir boyutu daha vardı.
Türkiye’den gönderilen Diyanet imamlarının mesleki denetiminin Türk başkonsolosluklarından alınarak Almanya hukukuna göre faaliyet gösteren DİTİB’e geçirilmesi öngörülüyordu.
Bu geçiş 2024 yılında gerçekleştirildi.
Alman hükümeti Eylül 2025’te yaptığı açıklamada da temel hedefin devam ettiğini teyit etti:
Diyanet tarafından Türkiye’den Almanya’ya imam gönderilmesinin kademeli olarak sona erdirilmesi.
Dolayısıyla karşımızda geçici bir siyasi tartışmadan ziyade birkaç yıla yayılan yapısal bir dönüşüm bulunuyor.
Berlin’in kendi açısından ortaya koyduğu gerekçeler anlaşılabilir:
Entegrasyon…
Almanca bilen din görevlileri…
Alman toplumunu ve hukuk düzenini tanıyan imamlar…
Ve bütün bunlarla birlikte Almanya’daki dinî hayat üzerinde yabancı devletlerin kurumsal etkisinin azaltılması.
İmamları bundan sonra kim yetiştirecek?
Almanya’da İslam teolojisi üniversitelerde akademik bir alan olarak önemli ölçüde kurumsallaşmış durumda.
Bunun yanında imamlık ve dinî rehberlik için uygulamalı eğitim modelleri de geliştiriliyor.
Osnabrück merkezli Islamkolleg Deutschland bunun örneklerinden biri.
DİTİB de Almanya içerisinde kendi din görevlisi yetiştirme programlarını yürütüyor.
Buradaki eğitim yalnızca klasik dinî bilgiyle sınırlı değil.
Almanca, vaaz ve hitabet, manevi rehberlik, cemaat hizmetleri, Alman tarihi ve toplumsal-siyasi meseleler gibi alanlar da yeni din görevlisi profilinin içerisinde yer alıyor.
Ortaya tek merkezden yönetilen bir “Almanya Diyaneti” çıkmıyor.
Ancak imamın Almanya’da yetiştiği, Almanca konuştuğu, Almanya’daki kurumlar tarafından istihdam edildiği ve meslek hayatını büyük ölçüde Almanya’da sürdürdüğü yeni bir model gelişiyor.
İşte “Alman İslamı” tartışması tam olarak burada başlıyor.
Alman İslamı mı?

Strategic Analyst | Middle East Specialist | SOAS University of London
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.