DOLAR 7,6012
EURO 8,9609
ALTIN 471,91
BIST 9,7689
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Yeryüzündeki Mars: Avusor Yaylası

Sesli Dinle

İşte böyle bir yolda, bir tarafınızın uçurum olduğunu ve sürekli tırmanarak seyahat ettiğinizi düşünün, bir de buna, görüşünüzü oldukça kısıtlayan sisli havayı da ekleyin…

Yeryüzündeki Mars: Avusor Yaylası
10.09.2020
2.352
A+
A-

Karadeniz’e genellikle binek bir araç ile gittiğim için Rize’nin birçok yaylasını yıllarca görme fırsatı bulamamıştım. Zira Ayder Yaylası ve belki birkaç istisna yayla hariç neredeyse hiçbir yaylaya, yollar bozuk olduğu için, binek araçla gitmek mümkün değil. Bu durumda iki seçenek var; 4×4 bir araç kiralamak veya Ayder Yaylası’ndan diğer yaylalara çıkan minibüsleri kullanmak. Ben 4×4 bir araç kiralayıp çıktım yaylalara. Bazı yaylalarda binek araçlar gördüm. Bir şekilde çıkabilmiş insanlar ama, arabaların durumlarının pek de iyi görünmediğini söylemem lazım. O yüzden binek bir araçla bu maceraya atılmanızı pek tavsiye etmem.

İki sene önceki Karadeniz turuma, “Bu sefer yaylalara mutlaka gideceğim.”diyerek çıktım. Tabi daha önceden hangi yaylalara gideceğimi belirlemiştim. Rize Çayeli’nden 4×4 araç kiraladım. Toplamda iki gün süren gezimde birçok yaylayı görme fırsatı buldum. Sonraki yazılarımda size bu yaylaları tek tek anlatmaya çalışacağım ama öncelikle bu iki günlük gezim sırasında en çok beğendiğim ve hatta bir gece konaklama fırsatı bulduğum bir yayladan bahsetmek istiyorum; yani “Avusor Yaylası”ndan.

Yaylaya çıkan yol, diğer yayla yolları gibi dar ve oldukça bozuk. İşte böyle bir yolda, bir tarafınızın uçurum olduğunu ve sürekli tırmanarak seyahat ettiğinizi düşünün, bir de buna, görüşünüzü oldukça kısıtlayan sisli havayı da ekleyin… Düşüncesi bile adrenalin seviyesini oldukça yükseltiyor değil mi?

İşte ben bu şartlar altında çıktım yaklaşık 2400 metre rakımdaki Avusor Yaylası’na. Ayder Yaylası’nı geçtikten sonra yaklaşık bir saatlik araba yolculuğundan sonra ulaştım. Son ana kadar da sisli hava eşlik etti bana. Yaylaya ulaştığımda artık o sis denizinin üzerine çıkmıştım. Hemen arabayı kenara çektim ve indim. Önce karşımda, ben de hem hayranlık uyandıran, hem de beni oldukça şaşırtan o manzaraya şahit oldum. Adeta Mars yüzeyini andıran bir manzara karşılamıştı beni.

Manzaraya dakikalarca baktıktan sonra bu sefer dönüp arkama, az önce içinden çıktığım sis denizine baktım. Yine beni kendine hayran bırakan, sanki gerçekten bir deniz kenarındaymışım gibi hissettiren bir manzaraya şahit oldum. 

Tekrar arabaya atlayıp, konaklamak için rezervasyon yaptırdığım Avusor Simge Pansiyon’a gittim. Burayı Reşit ve Elmas Kesici isimli bir çift işletiyor. Çok samimi ve sıcak bir şekilde karşıladılar beni ve bulunduğum süre boyunca da ilgilerini eksik etmediler. İçeri girdiğimde kendimi bir pansiyonda değil de evde gibi hissettiren bir ortamla karşılaştım. Hemen odama yerleşip akşam yemeği için indim aşağıya. Burası iki katlı ahşap bir pansiyon. Üst katta odalar, alt katta da oturabileceğiniz bir salon ve yemek yiyebileceğiniz bir mutfak var. Ayrıca verandası da olduğunu ve orada da yemek yiyebileceğinizi belirteyim. Bahçesinde de Karadeniz fotoğraflarından aşina olduğunuz bir salıncak var.

Elmas abla (samimiyetten dolayı kendisine abla diye hitap etmiştim) bana yöresel ürünlerden ve kendi yetiştirdikleri balıklardan enfes bir sofra hazırladı, tadı hala damağımdadır. Yemek sonrası, yakınlarıma haber vermek için telefonu elime aldığımda telefonun çekmediğini fark ettim. Önce bir tedirgin oldum ama sonra ulaşılabilir olmamanın, her şeyden uzak olmanın bir geceliğine de olsa tadına varmaya karar verdim. Yemek sonrası salona geçip, Reşit abi ve Elmas abla ile uzun uzun sohbet etme fırsatı buldum.

Hava iyice karardıktan sonra bu yaylaya gelme amaçlarımdan biri olan yıldızları izlemek ve fotoğraflamak için dışarı çıktım. Dışarısı, Eylül ayı olmasına ragmen oldukça soğuk ve rüzgarlıydı. İşte böyle bir havada, gece geç saatlere kadar hem hayatım boyunca şahit olmadığım muhteşemlikte yıldız manzarasını seyrettim, hem de onlarca fotoğraf çektim. Yine sizlerle, bir önceki yazımda olduğu gibi, o gece çektiğim yıldız fotoğraflarından birini paylaşmak istiyorum.

Manzaranın tadına vardıktan sonra odama geçtim ve şehrin gürültüsünden uzakta dinlenmenin tadına vardım. Sabah olduğunda odamın penceresinden bir süre Kaçkarlar manzarasını seyrettim. Kahvaltı sonrası maalesef benim için veda vakti gelmişti…

Avusor Yaylası’nda yıldızları izlemek dışında yapabileceğiniz bir aktivite daha var; o da yaklaşık bir saatlik yürüme mesafesinde olan, 2900 metre rakımdaki Avusor Gölü’ne gitmek. Ben bu sefer gidememiştim ama bir dahaki sefere mutlaka gideceğim.

Eğer siz de bir süre uzaklaşmak, kendinizi bulmak, muhteşem yıldız manzaraları seyretmek, sıcak ve samimi bir ortamda konaklamak ve yürüyüş yapmak isterseniz Avusor Yaylası doğru bir seçenek olabilir.

Bir sonraki yazımda size “Artvin Borçka Karagöl”ü anlatacağım. Karagöl’de görüşmek üzere…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.