DOLAR 7,5929
EURO 8,9586
ALTIN 473,21
BIST 9,7620
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Tek Gözlü At

Sesli Dinle

İnsanlar; farkında olmadan, başkalarının yaşam hakkına saldırıyorlar, diye düşünüyorum…

Tek Gözlü At
28.08.2020
3.228
A+
A-

Adamın bir gözü kör atı varmış. Atın bakım işleri ise oğlunun sorumluluğundaymış. Bir gün oğlan babasına giderek atı beslerken kandırdığını söylemiş ve övünerek anlatmış: “Baba atın yemini gören gözünden taraftan veriyorum ve görmeyen taraftan da geri alıyorum. Yem de bitmiyor böylelikle. Atı da kandırıyorum.” demiş.

Babası, oğluna “at kanmaz oğlum.” diye nasihat ettiyse de oğlan ısrarla kandırdığını iddia etmiş. Bir zaman sonra ahıra giden oğlan atın öldüğünü görmüş ve koşarak babasına haber vermiş. Babası ise oğluna “ben sana at kanmaz dememiş miydim?” demiş.

Vakti zamanında; her siyasi dönemde ayakta kalmayı başaran, görevden alındıktan sonra ise gece geç saatlerde yaptığı toplantılarla oldukça yoğun olan bir belediye başkanı vardı. Görev yaptığı 20 yılı aşkın süre içerisinde sürekli; “Benden önceki dönemin borçlarını ödüyorum” şeklinde açıklamalar yapardı. Zekâsına, hazır cevaplı olmalarına ve doğaçlamalarına hayran kaldığım yurdum insanı bir sosyal paylaşım sitesinde bu açıklamaya; “Başkan senden önce Germiyanoğulları vardı.”  şeklinde cevap vermişti.

Ne yazık ki; siyasette sorumluluk yüklenmek yerine, suçlamak üzerine kurulu bir düzensizlik var. Yine ne yazık ki bir kısım insanımız sadece ritmik alkışlamalar ile bu düzene ya da düzensizliğe destek veriyor.

Göreve geldiğinde girdiği ilk seçim sonrası hüsrana uğrayan ve hükümet kuramayan eski Başbakanlardan Sayın Ahmet Davutoğlu; seçim gecesi, balkon konuşması yapma geleneğine uzun süre direnmişti. Beklemekte olan az sayıda ki partili vatandaşlara hitap etmekten kaçınmıştı. Kurucu genel başkanın net talimatı gelene kadar tabi ki.

İktidarın eski mesai arkadaşları olan; uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış isimler, sözde yeni siyasi hareketler ile mevcut iktidarı, yani bir zamanlar içinde bulundukları ve mesai yaptıkları yapıyı eleştiriyorlar. İktidar ise ne yazık ki muhalefetin zayıflığı, siyasi çözümsüzlükler, alternatifsizlik tezleri ile gün geçirmeye devam ediyor. Sayın bakanlar televizyon ekranlarında boy gösteriyor. Pembe tablolar şiirsi anlatımlarla halka sunuluyor.

Ahmet Davutoğlu’ nun Başbakanlığı döneminde uçak fabrikaları açılmıştı sözde. Geçmişte birçok kez gaz, petrol gibi birçok değerli madenler bulunmuştu. Hatta bir de yere göğe sığmayan; şimdilerde temizlik ve deterjan reklamlarından bildiğimiz, “Bor konusu” vardı. Her seçim döneminde heyecanlandığımız, seçim sonrasında hayata geçeceği, halkın hizmetine sunulacağı söylenen müjdeler, buluşlar, icatlar, yatırımlar, keşifler ne yazık ki can bulmadı. Yurdum insanı yine sosyal paylaşım ortamlarında yazmış “Ülke sıkıştıkça gaz çıkarıyor” diye.

Korona, Covid, Kovit ve Corona versiyonları ile Reza, Rezza, Rıza muammasını andıran dünyaya bela olan salgın ülkemizin dört bir yanını sarmış durumda. Hastaneye gittiğimizde gerçeklerle yüz yüze geliyoruz. Doktorlar, sağlık çalışanları haykırarak anlatmaya çalışıyorlar durumun vahametini. Camilerde her ezan sonrası anonslarda bildirim yapılıyor vatandaşlara.

1453 sayısının anlamı yeterli değilmişçesine anlam katmaya çalışan bir belediye 1453 vatandaşını protokole özel açılışa götürüyor, şehirler arası seyahatle ve otobüslerle. Binlerce heyecanlı yurdum insanı akın ediyor; “bahçe, peyzaj, çevre düzenleme işinin katar firmasına verildiği” söylenen tarihsel yapıya. Sonra herkes evlerine dönüyor ve o güzel gezinin tebrik ziyaretleri başlıyor. Temel atmaları, açılışları, korunaklı şekilde sanal ortamlarda yapan idarecilerimizin seçeni, seveni olan vatandaşlarımız kapılarda sosyal mesafeden bihaber şekilde alkış tutuyorlar.

Sonra Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca twit atıyor. “Bir kişi salgına yakalanmış, karantina kuralına uymamış ve bir arkadaşına bulaştırmış virüsü. O kişide, ailesi dahil beş kişiye bulaştırmış.” şeklinde anlatımlarla konunun ciddiyetini vurgulamaya çalışıyor.

Dünyada en çok devlet başkanı görmüş, ağırlamış İngiltere Kraliçesine dahi bulaşabilen salgın; ülkemizde de genel başkanlara, birçok siyasi isme, bürokratlara ve vatandaşa da bulaşabiliyor. Tüm hastalarımıza acil şifa diliyoruz, her bir can, ülkemizin her bir ferdi önemli tabi ki.

İnsanlar; farkında olmadan, başkalarının yaşam hakkına saldırıyorlar, diye düşünüyorum.

Konuyu fazlasıyla dans ettirdim sanırım, biz kendi konumuza dönelim.

Ekonomik veriler ne der, ne demez anlamam. Rakamlara, raporlara, istatistiklere ayar vererek güzel açıklamalar yapmak çok ta gerçekçi olmuyor. İşin kötüsü tatminde etmiyor. “Eskiden paranın adı var.” diye bir söz kullanılırdı. Şimdilerde ise “adı bile yok” deniyor.

Ülke nüfusunun az bir kısmı; maddi varlıklarını hızla arttırırken, büyük bir kesim günü kurtarma gayretinde.

At sahibi babanın dediği gibi; “kandıramazsın oğul, kanmaz.” Bu doğrunun ortaya çıkmasını ve bu gerçeği anlamayı beklemek de biraz bedeli ağır mağduriyetlere sebep olmaz mı?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.