14 Temmuz 2026, 22:53:25
Dolar 47,0366
Euro 53,7509
Altın 6.149,89
BİST 14.079,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
27°C
Hafif Yağmurlu
Çar 30°C
Per 29°C
Cum 30°C
Cts 31°C

Tanıdığın Yoksa İşin Olmaz

İnsanlar devlete güvenmek istiyor. Hakkını ararken ezilmek istemiyor. İşini yürütmek için birilerine minnet etmek istemiyor. Çocuğunun geleceğini bir torpil düzenine teslim etmek istemiyor.

Tanıdığın Yoksa İşin Olmaz
2 Temmuz 2026 15:30
3.122
A+
A-

“Tanıdığın yoksa işin olmaz.”

Bu cümle, sıradan bir serzeniş değildir.

Bu cümle, bir ülke için alarmdır.

Çünkü bir toplumda insanlar haklarını almak için kanunlara değil, tanıdıklara güvenmeye başlamışsa, orada sistem ağır yara almış demektir. Vatandaşın devlete duyduğu güven, en çok da böyle cümlelerin gölgesinde erir.

Aslında mesele çok basittir:

Bir iş yapılacaksa kurala göre yapılmalıdır.

Bir hak verilecekse liyakate göre verilmelidir.

Bir başvuru değerlendirilecekse kişinin arkasındaki isme değil, dosyasındaki haklılığa bakılmalıdır.

Ama ne yazık ki yıllardır bu ülkede birçok insan aynı duvara çarpıyor. İşini takip etmek isteyen esnaf, okulda hakkını arayan veli, kamuda görev bekleyen genç, ihale kovalayan iş insanı, hastanede sıra bekleyen vatandaş… Hepsinin kulağına, bir noktada aynı cümle fısıldanıyor:

“Bir tanıdık bul.”

Asıl çürüme burada başlıyor.

Çünkü tanıdık düzeni sadece adaleti bozmaz; çalışanın hevesini de kırar. Emeği değersizleştirir. Bilgiyi geri plana iter. Liyakatin yerine yakınlığı koyar. Hak edenin değil, arkasında güçlü biri olanın yolunu açar.

Böyle bir ülkede gençler çalışarak yükseleceklerine inanmaz. Esnaf, kaliteli iş yapmaktan çok doğru kişiye ulaşmayı düşünür. Bürokrat, kanuna göre değil, telefondan gelen talimata göre hareket etmeye başlar. Siyasetçi ise millete hizmet makamını çevresine kapı açma aracına dönüştürürse, bunun adı artık siyaset olmaz.

Bunun adı siyarettir.

Siyaset; halkın derdine çözüm üretmektir.

Siyaret ise makamı ticarete, nüfuzu pazarlığa, kamu gücünü özel çıkara dönüştüren anlayıştır.

Bir ülkede işlerin yürümesi için herkesin bir aracıya ihtiyacı varsa, orada devletin kapısı vatandaş için tam anlamıyla açık değil demektir. Oysa devletin kapısı kimseye özel değildir. Ne zengine özel olmalıdır ne siyasetçinin yakınına ne de makam sahiplerinin çevresine.

Devletin kapısı milletindir.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeni sloganlar değil, eski ve sağlam bir değerdir: Adalet.

Adalet varsa, vatandaş tanıdık aramaz.

Liyakat varsa, genç umudunu kaybetmez.

Şeffaflık varsa, siyaset kirlenmez.

Hesap sorulabiliyorsa, makam sahipleri kendilerini devletin üstünde görmez.

Bu yüzden, “Tanıdığın yoksa işin olmaz.” cümlesi hafife alınamaz. Bu cümle sadece bireysel bir şikâyet değil; kurumsal çürümenin, siyasi yozlaşmanın ve toplumsal güvensizliğin özetidir.

Memleketin asıl meselesi de budur.

İnsanlar devlete güvenmek istiyor. Hakkını ararken ezilmek istemiyor. İşini yürütmek için birilerine minnet etmek istemiyor. Çocuğunun geleceğini bir torpil düzenine teslim etmek istemiyor.

Çünkü bu milletin vicdanında hâlâ çok güçlü bir adalet duygusu var.

O duygu tamamen kaybolmadan, bu ülkenin bütün makam sahipleri şu gerçeği görmek zorundadır:

Tanıdıkla yürüyen düzen, millete hizmet etmez.

Torpille kurulan sistem, devleti büyütmez.

Siyaseti ticarete çeviren anlayış, ülkeye kazandırmaz.

Milletin beklediği şey bellidir:

Kapı herkese aynı açılsın.

Kanun herkese aynı işlesin.

Hak eden hakkını alsın.

Siyaset de yeniden milletin hizmetine dönsün.

Çünkü bir ülkede vatandaş, “Tanıdığım yok.” diyerek geri çekiliyorsa, mesele sadece o vatandaşın meselesi değildir.

Bu, devlet aklının duyması gereken en ciddi uyarıdır.

Strateji • Ekonomi • Ortadoğu • Yerel Kalkınma Kalem sustuğunda değil, vicdan konuştuğunda hakikat görünür.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.