DOLAR 7,9324
EURO 9,4223
ALTIN 461,00
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu

Kendini Bulma Çabası, Başarının Başlangıcı Oldu…

Dünyaya neden geldik ? Tüketici olmak yerine Üretici olmak arzusu… Serüven hikayesi değil, gerçeğin ta kendisi …

Kendini Bulma Çabası, Başarının Başlangıcı Oldu…
07.07.2020
12.670
A+
A-

Bir dizi ziyaretlerde bulunmak amacıyla Mersin ilimize yaptığımız gezimiz her zaman ki gibi özel tespitlere ve hayranlık uyandıran tanışmalara sebep oldu.

Mersin merkezde bulunan bir sokağa girdik. Adeta sanat sokağı olarak adlandırılabilecek, tarihi dokusu hissedilen bu sokakta birçok sanat ve eğitim merkezi olması ilgimizi çekti. Bizlere eşlik eden dostlar Sanatölyee isimli küçük, şirin bir atölye ziyaret programlamışlar. Bize de gazeteci olarak programa uymak ve faydalı olma prensibi ile gözlemlemek düştü.

Nedir bu SANATÖLYEE?

    

Bize ev sahipliği yapan, atölyenin kapılarını açan Dilek Karakaş hanımefendi anlattı.

Tüketici olmaktan hoşlanmayan, üretici olma azmiyle donatılı bir grup kadın bir araya gelirler. Onlara Sanatçı kimliğiyle, naifliğiyle Haydar Turan kapılarını açar. Eğitimci olma ayrıcalığı ile Haydar Turan hoca gözlerinde ki ışığı, heyecanı gördüğü bu azimli ev kadınlarının yeteneklerini keşfetmelerini sağlar. Her biri kendini tanır, yeteneklerini keşfeder ve Haydar hocanın eğitimi ile branş sahibi olur o ev hanımları.

 

Bu hanımlara öncülük eden, Haydar hocanın destek ve emeklerine hassasiyet gösteren Dilek Karakaş ve arkadaşları aldıkları eğitimleri kendileri gibi düşünen, inanan diğer insanlara faydalı olabilmek, yetenekleri ile fikren ve fiziken üretim yapmak arzusu ile arayışa girerler.

Yine Haydar Turan hocanın katkıları, destekleri ile o sanat sokağı olarak adlandırılabilecek küçük, sevimli sokakta atıl sanılan küçük bir yer tutulur. Sanatçı kimliği, eğitimci donanımı ve tecrübeleriyle desteğini esirgemeyen Haydar Turan’ nın  motivasyonuyla güçlenen bu azimli kadınlar Dilek Karakaş, Ulviye Varolun, Handan Özgan, Sinem İşbitiren ve kendileri gibi düşünen arkadaşları o köhne atıl yeribir sanat atölyesine çevirirler. Aldıkları eğitimler ve yeteneklerle adeta sihirli elleriyle tavanları, duvarları, kapıları, camları yeniden yapılandırırlar. Can verirler o soğuk, yıkık duvarlara.

Hani derler ya kadının dokunuşunun zerafeti ve farkı diye… İşte aynen öyle olmuştur, kendilerine özgü tadilatları ve hazırlıkları sonunda atölyede hayat başlar.

Atıl zannedilen malzemelerden, bundan ne olur ki denilen malzemelerden, kırılmış parçalanmış aynalardan, seramiklerden köpüklerden ve daha birçok malzemeden inanılması güç, eserler çıkar ortaya.

Kısa sürede tanınmış, sevilmiş, kendilerine duyulan hayranlık artmıştır. Belediye başkanları, gazeteciler, iş insanları, sanatçılar uğrar olmuştur.

Atölyede aldıkları eğitimleri arzu eden kişilere aktarmak hayaliyle çıktıkları yolda hayatın gerçekleri ile de karşılaşırlar haliyle. Sanatsal dokunuşlar için, malzeme gerekmektedir, atölyenin kirası, elektiriği, suyu gibi masraflar karşılarındadır. Bu üretme azmiyle, faydalı olma tutkusuyla yola çıkan kadınlar kimseden maddi yardım talep etmemiş, etmemeye de azmetmişlerdir.

Başarı kazancı doğurur sözünün örneği olur yaşanan gelişmeler. Kapılarını çalan kimseler özel tasarım süs eşyaları, tablolar, heykeller istemişlerdir. İşte bu taleple birlikte atölye kendi kendisine yetme çabasında can bulur, hem eğitimler artarak devam eder hem kendi ayakları üzerinde durma onuruyla gelecek planları artar.

    

Birçok fuarlarda katılımcı olmaları istenir, kendilerini tanıtma, anlatma ve ürünlerini taliplilerine ulaştırma imkanlarına yeni bir yol daha eklenmiştir bu sayede.

Ev sahipliğimizi yapan Dilek Karakaş şöyle özetler durumu: “Bir nevi geri dönüşüm yaşıyoruz, kullanılamaz sanılan malzemelerden evlerimizin, iş yerlerimizin başköşelerine konumlanan eserler yapıyoruz. Sevdiklerimize özel hediyeler yapıyoruz. Biz gibi düşünen insanlara destek olmaya bilgi, eğitim ve tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Yani üretken olarak kendimizde de bir nevi geri dönüşüm sağlıyoruz. Heyecan olarak, enerji olarak, uzun yıllar içimizde aradığımız ‘’Ben neden varım?’’ sorusunun cevabını veriyoruz. Kendimize, çevremize, evrene… Atölyenin hikayesini dinlerken ve atölyenin dönüşümünü izlerken bu sözler de ayrı bir duygu uyandırıyor kalplerde.

   

Faydalı olma, üretme azmiyle yola çıkan zarif kadınlarımıza, onlara destek olan sevgili hocamıza hayran kalmamak mümkün mü ?

Hele ki bu çalışmalar Pandemi dönemine denk gelmiş, kısıtlamalar ve iptal edilen etkinlikler ile daha zorlu hale gelmişse bu mücadeleyi ayakta alkışlamamak mümkün mü?

Bu özel ziyaretimizi sonlandırırken bu naif insanlardan yine anlam yüklü bir hamle geliyor. Atölyede sihirli ellerin dokunuşu ile meydana gelen “Görmedim – Duymadım- Söylemedim” ifadelerini sembolize eden heykeli “Bizi Gördünüz-Duydunuz-Dinlediniz cümleleri ile hediye almak bizleri yrı mutlu etti. bu güzel hatırayı; “Siz gibi gazetecilere, basın kuruluşlarına ülke olarak, millet olarak ihtiyacımız var” sözleri ile Mevzu Haber ailesine hediye eden Dilek Karakaş hanıma ve tüm arkadaşlarına, bu azimli kadınlarımızın yeteneklerini keşfeden, eğitimle geliştiren değerli Haydar Turan beyefendiye bizlere kapılarını açtıkları için teşekkür ediyoruz.

  

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.