Hikmeti İçinde
Sabah namazına müteakip bazı tanışlar kapımı çalıp “İstanbul’a gitmemiz gerekiyor.” dediklerinde, “Haydi o zaman!” diyerek yola koyulmuştum.
Selam olsun siz satır dostlarıma. Manevi huzura erdiğimiz, öz benliğimizi sorguladığımız, dua ve ibadetlerle ruhumuzu arındırdığımız, iftar sofralarında eş, dost ve yakınlarımızla bir araya gelip muhabbeti derinleştirdiğimiz mübarek bir ay geride kaldı. Şimdi, ödülümüz olan Ramazan Bayramı da kutlamalarla nihayete ermek üzere.
Zaman ne de hızlı akıyor! Daha dün gibiydi 28 Şubat’ın yoğun gündemi. Ancak bu, bildiğimiz 28 Şubat değil… Sabah namazına müteakip bazı tanışlar kapımı çalıp “İstanbul’a gitmemiz gerekiyor.” dediklerinde, “Haydi o zaman!” diyerek yola koyulmuştum.
Eyüp Sultan’da aracın kontağı kapanınca, uykudan tam anlamıyla uyandım. Sabah çayını içmek ise Semerkand Vakfı’nın yanındaki Güneysu Çay Evi’nde nasip oldu. Orada çay ocağının sahibi, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teyze oğlu Ahmet Erbaş ve Caner Kaya ile tanıştım. Caner Kaya, geçmişin bilindik simalarından… Vaktiyle, Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve Başbakan olduğu dönemde, önemli sırdaşlarından biri olmuş, etkin bir siyasetçidir.
Ahmet Bey ve Caner Bey ile derin ve uzun sohbetler etme fırsatım oldu. Öyle ki, hararetli konular sebebiyle bazı isimlerle tanışmam konusunda ısrarcı olup, birkaç gün misafir olmamı isteseler de, buna imkânım yoktu.
Sonrasında, İstanbul Kasımpaşa’nın köklü ailelerinden, aslen Rizeli olan Ali Rıza Demircan Bey’in oğlu Ahmet Misbah Demircan ile de görüşmek istendi. Ancak İstanbul’un bitmek bilmeyen yoğunluğu, bu planı bir başka zamana ertelememize neden oldu.
Özetle, günübirlik İstanbul yolculuğum benim için anlamlıydı. Çünkü Ramazan’ın ilk günü, ilk Cuma namazı ve ilk teravihini Eyüp Sultan Hazretleri’nin huzurunda eda etme şerefine nail oldum. Her ne kadar milletvekili, Diyarbakırlı Mustafa Demir’in aracı bizim çıkışımızı bir saat engellemiş olsa da, o gün ruhum huzurla dolmuştu. Mustafa Bey ile bir ara kahve içip helalleşiriz elbet.
“Sen bizi davet etmediğin bu gezileri neden anlatıyorsun?” diye soracak olursanız, yanıtım basit: “Bu gezi, yalnızca şahsi bir yolculuk değildi.” O dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu idi. Ve en önemlisi, öğrenim gören ancak hayat tecrübeleri eksik, genç nesiller sokaklara çağrılmamış, mağdur edilmemişti.
Gezimizin Turp’u büyük mü olur, küçük mü olur? Kırmızı mı, beyaz mı, siyah mı? Sebze midir, meyve midir? Bilmem. Ama bir gerçek var ki, sepete atılanlar arasında olduğuna eminim.
Bayram haftasında sözü fazla uzatmayayım. 2019 yılının Kasım ayında kaleme aldığım “Genel Eksiklik S.S.D.” başlıklı yazımı okumanızı özellikle tavsiye ederim. Bugünün gündemleri içinde, yazının önemini bir kez daha teyit edeceğinize inanıyorum.
Sevdiklerinizle, sevenlerinizle nice bayramlar geçirmeniz dileğiyle…