30 Ağustos 2026, 11:31:01
Dolar 48,2370
Euro 55,9200
Altın 6.908,74
BİST 14.641,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
28°C
Hafif Yağmurlu
Pts 29°C
Sal 29°C
Çar 29°C
Per 28°C

Yetim Sevindiren Gazeteciler

Sesli Dinle

Kendilerini kanun sayan, dokunulmaz bilen, koltukları dışında hatırı, unvanları dışında saygınlığı olmayan, insanları mağdur eden, kurum çalışanlarını taciz eden, örgütleşen devleti, milleti milyarlarca lira vurgun mağduru eden kimselere haddini bildirmek de gerekiyor bazen. Hani bir söz vardır “hadsize had bildirmek kırk yetim sevindirmek gibi sevaptır” diye…

Yetim Sevindiren Gazeteciler
2 Eylül 2024 15:35
8.517
A+
A-

Selam olsun satır dostlarıma. Gazetecilik mesleğine başladığım çıraklık yıllarımda sağ olsun hocam bana çok emek vermişti.

Mesleğimizin cehenneme kesilen bilet olabileceği uyarılarında bulunuyordu ve şöyle açıklıyordu.: “Hem manevi inanışlara göre hem de insani, ahlaki değerlerimize göre insanların ayıplı hallerini ifşa etmek, nahoş söylemlerde bulunmak yanlıştır.” Gıybet olarak nitelendirdiği bu durumlara ek olarak yalan ve iftirayı da eklerdi sözlerine.

Gazetecilik ince çizgilerle donatılı bir meslektir. Yayınlarımızda dikkat etmemiz gereken onlarca önemli sorumluluk taşıyoruz der, doktorluk mesleğiyle benzetmeler yapardı, en ufak hatanın insanın hayatının yitirilmesine veya sakat kalmasına neden olma riskleri örneklemeleriyle… Olumsuz habercilik risklerine saldırı, tehdit, yargılanma gibi mağduru olunabilecek ihtimalleri de eklerdi.

Bu nedenle “mesleği pozitif anlayışla yapmak, mümkün olduğunca olumsuz içeriklerden uzak durmak, topluma faydalı olabilmek edinilmesi gereken temel prensiplerdir” derdi.

Tabii bir katilin, tecavüzcünün, tacizcinin, dolandırıcının haberleri ve iddialar istisna. Ancak bana “özellikle sen olumsuz habercilikten uzak durmalısın” diye öğütler verirdi, intikam duygusu ağır, kin hisleri kuvvetli ve hedefine kurulan fıtratta olduğumu, aynı zamanda çok şanslı da olduğumu söylerdi. Ulaşılması zor bilgilerin önüne düştüğünü gördüğüm ender kişilerdensin derdi. Gözün kara, niyetine girdiğinde pes etmiyorsun, haberi dava ediniyor, mağduru olmasan dahi haksızlıklara tahammül edemiyorsun sözleriyle şikayetlenirdi. Israrla “adalet duygun ve hassasiyetin yüksek, bilinçlisin de… Hukukçu ol, gazetecilik yapma” diye telkinde bulunurdu.

Yıllar önce Iğdır’da ıssız bir bahçeye davet edilmiştim. Bahçe sahibi elma toplatacaktı, ben de misafiri olacaktım. Çalışan işçilerle bahçe sahibi tartıştı. Bence hatalı taraf bahçe sahibiydi. Yemek molasında işçilerin yanına gittim, sohbetle ortamı yumuşatmak istedim. “Bizler kardeşiz, aynı milletiz, ben de Kafkasyalıyım” dedim. İşçiler merakla sordular “Haralısan Gardaş” diyerek. Babamın Abhazya, annemin Çeçenistan kökenli olduğunu söyledim. Ortamda farklı bir durgunluk oldu. Kısa süre sonra işçilerden biri yanlarına geldiğim, sohbet ettiğim için teşekkür ederek hayatlarını kurtardığımı söyledi.

Merak etmiştim nasıl yani diye sordum. İşçiler tartışma nedeniyle bahçe sahibine yemekten sonra saldırmak, darp ve gasp etmek yoluyla hak aramak niyetindeymiş. Neden vazgeçtiniz hem kalabalık hem de güçlüsünüz dedim, evimizde bizi yakarsın, biz sizi biliriz dediler. Onur mu duymalıydım yoksa mahcup mu olmalıydım bilemedim ama doğruluk payı da yok değildi.

Hasılı negatif haberlerden ve habercilikten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum. Başta ben dahil herkesin sırları, özel yaşantısı, hataları, yanlışları, pişmanlıkları vardır elbet. Kim kimle konusu ise zaten ailelere mahsustur. Hakim değiliz ki yargılayalım, İlah değiliz ki cezalandıralım.

Fakat nadiren de olsa, mecbur kalarak ele aldığımız konular oluyor. Kendilerini kanun sayan, dokunulmaz bilen, koltukları dışında hatırı, unvanları dışında saygınlığı olmayan, insanları mağdur eden, kurum çalışanlarını taciz eden, örgütleşen devleti, milleti milyarlarca lira vurgun mağduru eden kimselere haddini bildirmek de gerekiyor bazen. Hani bir söz vardır “hadsize had bildirmek kırk yetim sevindirmek gibi sevaptır” diye…

Hocam benden razı mıdır bilemem. Ama benim, mesai arkadaşım genç meslektaşlarıma iyi örnek olduğum söylenemez. Olumsuz içerikli haberciliğe izin verilince dişlerine kan değmiş kurt misali şevke geldi sakin arkadaşlar.

Her gün başvuran mağdurların taciz, dolandırılma, aldatılma hikayelerini, yapılan alemlerin görüntülerini, yolsuzluk, dolandırıcılık belgelerini haber yapma heyecanıyla derliyorlar. Kim kimle ne yapmış kime ne dediğimde “Devletin, kurumun parasıyla, makamıyla, imkânlarıyla yapılmış, mağdurlar ya çalışan ya da iş vaadinde bulunulan insanlar” cevabını alıyorum. Çocuklar soruyor Tosun sadece Çiftlik bankta mı sanıyorsun diye.

Görünen o ki arkadaşlarına ilan-ı aşk edilen çocuklarını, kandığı sanılan eşlerini geçtim, sözde sevgililerin dahi yüzlerine bakamaz hale getirecek milyon dolarlık villalar, mallar, mülkler, miraslar. Böyle söyleyince de hep erkekler akla geliyor gerçi ama bu da yanlış ve sınırlı bir algı bence…

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.