15 Ekim 2026, 20:02:32
Dolar 49,4176
Euro 55,5586
Altın 6.608,08
BİST 12.081,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Cum 14°C
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 17°C

Yazılmayanlar

Sesli Dinle

Nitekim haberi beğenmedim. Ancak haberci değilim, işin ustalarına karışmak olmaz diye düşündüm.

Yazılmayanlar
24 Şubat 2025 15:35
11.558
A+
A-

Haberi Beğenmedim Ama…

Selam olsun siz satır dostlarıma! Liseyi bitirmiş, üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasını bekliyordum; geziyor, tozuyordum. Ziyaretine gittiğim radyo yönetmeni büyüğüm, ziyaretimi beni işe alarak taçlandırmıştı. Tecrübem ve mesleki bilgim olmadan başladığım mesaimde, tonmayster diye bilinen, yayın kumanda masası çalışanı olmuştum.

Çok eğlenceli zamanlardı. Şimdilerde ünlü iş insanı olan mesai arkadaşımla geceleri geç saatlerde haddimizi aşıp program sunuyorduk. Dinleyici kitlemiz de bir hayli genişti. Zaten dinleyicilerin ilgisi sayesinde popüler olmuş ve yönetime yakalanmıştık.

Böylece sevdiğim medya dünyasına, radyoculukla adım attım. Teknik okul mezunu olmama ve teknik görev yapmama rağmen amirlerim bana muhabirlik, perfore (seslendirme) dahil birçok iş yaptırıyordu. Sonradan anladım ki aslında bana iş öğretiyorlarmış.

Nihayetinde televizyon, gazete ve dergi mesailerim bu temel üzerine inşa oldu. Hem okuyup hem çalışıyordum. Okumaktan kastım da az buz değil; tam altı üniversite kapısı tanıdım. Çalışmaktan bahsederken de hem gece hem gündüz, hem kamu hem özel sektörde, çok farklı alanlarda mesai verdiğimi belirtmeliyim. Amirlerim, “Sesin de görselin de güzel, seni İstanbul’a gönderelim, diksiyon dersi aldıralım, sunucu ol” diye çok ısrar ettiler. Ancak ekran önünde olmayı sevmediğimden kabul etmedim. Benim için mutfak, yani yayın arkası işler daha eğlenceliydi.

Genç bir muhabir olarak dostlar edindim. Sonradan kim olduklarını daha iyi anladığım büyüklerim oldu. Çevrem, benim algımı aşan derecede genişlemişti. Amirlerimin tabiriyle “ballıydım” da. Gündemim olan konuların bilgi ve belgeleri kendiliğinden önüme düşüyordu. Hâlen devam eden bu şanslılığımı, gayrimeşru işlerle uğraşan birisi “Seninle kötü olmaya gelmez, hem sarıyorsun hem de ulaşılması zor bilgiler sana kendiliğinden geliyor” diyerek tanımlamıştı.

Geçtiğimiz hafta “Noterlikte Derin Çete” başlıklı haberimiz sizlerle buluştu. Haberin yayına hazır hâlini beğenmediğim için ilgili arkadaşıma sordum:

“Haber konusu şahsın, ‘Bir halttan anlamaz, onu bu mevkiye ben getirdim’ dediği Ankara Odası eski, şu anki Birlik yöneticisi teyzenin anlattığı, bu tanımsızın ‘eşim tad vermiyor, ayrılacağım, seninle evleneceğim’ diyerek kandırdığı meslektaşının Genel Kurul’da ayakkabısını kafasına vurup yardığını niye yazmadınız?” dedim.

“Abi, o haber değil” dediler. “İyi de okurların da tebessüm etmeye ihtiyacı var” dedim. “Abi, bu magazin değil” dediler.

“Peki, hak ettiği ödemeyi bir türlü alamayan iş insanı, sadaka vererek alacağına kavuştu. Bu kerkenez, yanındaki sözde pazarlamacı teyzeyle yılbaşında İstanbul’a gitti, kurum alacaklısının misafiri oldu ya onu da yazmamışsınız?” dedim.

“Abi, bunun gibi onlarca olay zaten aşikâr” dediler.

“Daha önce de tutuklanan, haysiyetli noterlerin uzak durduğu, kâtip, dört yıldan fazladır bunun yanında çalışıyor. Noterliğin alt katında tutulan büroda bu işler dönüyor. İşlemleri usulsüz yapılan firmalar, Ankara’nın değil, Türkiye’nin en büyük inşaat firmaları! Bunu da eksik yazmışsınız” dedim.

“İçeriği boğardı” dediler.

Katibi ve hizmet alan firmaları suçlayarak milyonlarca liralık vurgunu kapatma hayaliyle, süren soruşturmadan kurtulmak için Anayasa Mahkemesi, Adalet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve Kale Kapısı’nı aşındırmaları da yazmamışlar, “haber değeri yok” diyerek.

Benim 7 Uyuturları aradığımı, bir üyenin “Ay, numaramı nereden buldun?” diye mızıldandığını, diğerinin “Yurt dışındayız, geziyoruz aman çok yazar kapatalım. Ben bedava olunca ararım” dediğini, Urfalı’nın yutkunup konuşamadığını, diğerlerinin gak guk ettiğini de yazmamışsınız dedim.

“Abi, görüşmeleri kayıt etmedin ya” dediler. “Ben hiçbir görüşmeyi kayıt etmem ki arkadaş! Yazsanıza” dedim. İstemediler.

“FETÖ imamı denilen, kadın çalışanına hava atmak adına işinden ettiği güvenlik personelini tehdit eden hovarda milyarder tosun abisini kollamaktan canı çıkan Hakan’ı yazmamışsınız” dedim.

“Abi, yazmayın dedin ya” dediler. “Yahu dikkat çekmemek adına lüks aracını satan, noter soruşturmalarına abileri aradığında müdahale eden, dostumla aramın bozulmasına sebep Oset Fatih’i de yazmamışsınız” dedim.

“Abi, biz lüzumluları yazdık” dediler.

“Bizim çocuklar” denilen, şikâyet dilekçelerini almaktan kaçınan, aklayıcıları da yazmamışsınız dedim.

“Abi, bizi aşar” dediler.

Mansur Yavaş’ ın bu vurguncularla bağını da atlamışsınız dedim, cevap vermediler.

Nitekim haberi beğenmedim. Ancak haberci değilim, işin ustalarına karışmak olmaz diye düşündüm.

Bu hafta bazı Suriye maceralarını anlatacaktım sizlere ama neyse, başka sefere…

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.