Özgür Özel’in Yeni Partisi Kime Yarar?
Özgür Özel’in kuracağı parti, halkın gerçek sorunlarına dokunursa büyüyebilir. Eski kavgaları ve kişisel hesapları yeni bir tabelanın altına taşıyacaksa kısa sürede sıradanlaşır.
Son sözü yine millet söyleyecek.
Özgür Özel’in yeni bir parti kuracağı yönündeki gelişmeler, Türkiye’de olduğu kadar dış basında da dikkatle takip ediliyor. Yabancı basın bu tür siyasi ayrışmaları sever. Çünkü Türkiye’de muhalefet içinde yaşanan her kırılma, doğrudan iktidarın geleceğiyle ilişkilendirilir.
Ancak Türkiye siyasetini yalnızca Londra’dan, Berlin’den veya Washington’dan okumak yetmez. Bu ülkede siyasetin neye karşılık geldiğini anlamak için Anadolu’ya, sokağa, esnafa ve seçmene bakmak gerekir.
Özgür Özel’in yeni parti kurması elbette önemli bir gelişmedir. Yanına milletvekilleri alabilir, Meclis’te güçlü bir grup oluşturabilir, hatta sayı bakımından ana muhalefet konumuna da gelebilir.
Fakat milletvekili transferiyle halkın desteği aynı şey değildir.
Türkiye’de daha önce de çok sayıda parti kuruldu. Büyük sözlerle yola çıkanlar oldu. Salonları dolduranlar, televizyonlarda günlerce konuşulanlar, anketlerde yüksek gösterilenler oldu. Seçim günü geldiğinde çoğunun halkta bir karşılığının olmadığı görüldü.
Çünkü Türk seçmeni yalnızca parti ismine bakmaz.
Lidere bakar.
Kadrosuna bakar.
Duruşuna bakar.
Ülke zor duruma düştüğünde ne söylediğine ve kimin yanında durduğuna bakar.
Özgür Özel’in önünde de böyle bir sınav vardır. Kuracağı parti yalnızca CHP’de yaşanan bir iç kavganın sonucu olarak görülürse fazla yol alamaz. Halk, kişisel hesaplaşmalara dayanan siyasi hareketlerden yoruldu.
Vatandaşın derdi başka.
Emeklinin maaşı yetmiyor.
Esnaf borç içinde.
Gençler gelecek göremiyor.
Üretici maliyetlerin altında eziliyor.
Sanayici enerji giderlerini, vatandaş ise mutfak masrafını düşünmekten önünü göremiyor.
Yeni kurulacak bir parti bu sorunlara açık, gerçekçi ve uygulanabilir cevaplar vermek zorundadır. Sadece Erdoğan’a karşı olmak, Türkiye’de iktidar olmaya yetmez. Yıllardır yapılan en büyük hata budur.
Siyaset yalnızca karşı çıkmak değildir.
Siyaset çözüm göstermektir.
Siyaset insanlara güven vermektir.
Siyaset, ülkeyi nasıl yöneteceğinizi açıkça anlatmaktır.
Özgür Özel CHP’den ayrılıp yeni bir yol açarsa CHP seçmeninin bir bölümünü arkasına alabilir. Fakat Türkiye yalnızca CHP seçmeninden ibaret değildir. Muhafazakârı, milliyetçisi, Kürt seçmeni, merkez sağ seçmeni, kararsızı ve siyasetten uzaklaşanı vardır.
Bu kesimlere ulaşmadan kurulacak her hareket, belli bir çevrenin partisi olarak kalır.
Dış basın, Özgür Özel’in hamlesini Erdoğan’a karşı yeni bir meydan okuma olarak görebilir. Fakat Türkiye’de seçimler yabancı gazetelerin manşetleriyle kazanılmaz. Bu ülkede seçimi sandığa giden vatandaş belirler.
Burada gözden kaçırılmaması gereken bir durum daha var.
Muhalefet kendi içinde yeniden parçalanır, birbirini suçlamaya ve yıpratmaya başlarsa bundan en fazla iktidar faydalanır. Türkiye’de iktidarın uzun yıllardır güçlü kalmasının nedenlerinden biri yalnızca kendi başarısı değildir. Muhalefetin dağınıklığı, yanlış adayları, iç çekişmeleri ve halktan kopuk dili de iktidarın önünü açmıştır.
Özgür Özel yeni bir parti kurarken CHP ile kavga etmeyi tercih ederse kaybeder.
CHP de bütün enerjisini Özgür Özel’i etkisiz hâle getirmeye harcarsa o da kaybeder.
Kazanan yine mevcut iktidar olur.
Benim gördüğüm tablo şudur:
Yeni parti kurulabilir. Çok sayıda milletvekili katılabilir. Büyük salon toplantıları yapılabilir. Televizyonlar günlerce bu gelişmeyi konuşabilir.
Bunların hiçbiri tek başına başarı değildir.
Başarı, halkın güvenini kazanmaktır.
Başarı, ekonomiye dair inandırıcı bir program ortaya koymaktır.
Başarı, devlet yönetme ciddiyetini gösterebilmektir.
Başarı, sadece tepki gösteren değil, ne yapacağını bilen bir kadro kurmaktır.
Özgür Özel’in yolu kolay değildir. Önünde hem siyasi hem toplumsal hem de teşkilat yönünden ağır bir sınav vardır. CHP’den ayrılmak mümkün olabilir; ancak CHP’nin yıllara dayanan teşkilat yapısının yerine yenisini kurmak kolay değildir.
Siyasette tabela bir günde asılır.
Teşkilat yıllar içinde kurulur.
Güven ise çok daha uzun sürede kazanılır.
Bu nedenle bugünden “Türkiye’de bütün dengeler değişti.” demek doğru olmaz. Aynı şekilde yeni hareketi küçümsemek de doğru değildir.
Özgür Özel’in kuracağı parti, halkın gerçek sorunlarına dokunursa büyüyebilir. Eski kavgaları ve kişisel hesapları yeni bir tabelanın altına taşıyacaksa kısa sürede sıradanlaşır.
Son sözü yine millet söyleyecek.
Çünkü Türkiye’de siyasetin gerçek ölçüsü, yabancı basının attığı manşetler veya Meclis’te kaç milletvekilinizin olduğu değildir.
Sandık açıldığında arkanızda kaç kişinin durduğudur.