17 Ekim 2026, 05:09:26
Dolar 49,5224
Euro 55,6765
Altın 6.623,18
BİST 11.721,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
14°C
Hafif Yağmurlu
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 17°C
Sal 19°C

Melek, Musa Peygamber Ve Zamanın Göreceliği 2

Gelelim konumuza: Mağarada nasıl olur da zaman durma noktasına gelmiştir ve mağara dışında hayat olağan akışına devam etmiştir, dersiniz?

Melek, Musa Peygamber Ve Zamanın Göreceliği 2
13 Mayıs 2025 15:35
6.390
A+
A-

Einstein Kur’an Okumuş Olabilir mi? Zaman, Görelilik ve Kehf Suresi Üzerine Bir Düşünce Denemesi

Einstein belki de Kur’an okumuştur. Göreliliği, Newton’un zamansız evren modellemesine bu yolla işlemiş ve zamanın göreli olduğunu bu şekilde tespit etmiş olabilir. Elbette gerçeği bilmiyoruz. Fakat bazı şeyleri de biliyoruz. Açıklayalım…

Einstein’i, kuramını ve formüllerini ele alalım. Hızlı bir sistemde hareket eden bir cisim için zaman, sistemin dışındakilerle aynı şekilde işlemez. Hareket hâlinde zaman yavaşlar. Fakat hareketsiz bir ortamda bulunan tüm nesneler için zaman, kişiye göre çok az değişkenlik göstererek olağan hızında akmaya devam eder. Bu, o ortamdaki kişiler tarafından fark edilmez. Ancak hareketli cisim ışık hızına ulaştığında, onun için zaman durur. Bu durumda insan yaşlanmaz, madde sabit kalır. Uzayda hızlanan ve ışık hızındaki cisimlerin sabit gözükmesinin de sebebi budur.

Gelelim konumuza: Mağarada nasıl olur da zaman durma noktasına gelmiştir ve mağara dışında hayat olağan akışına devam etmiştir, dersiniz?

İkinci bir yol daha vardır: Yerçekimsel alanı en güçlü olabilen bir cisim, aslında en hızlı hareket eden cisimle aynı fizik kanunlarına tâbi olur. O hâlde, ayette de belirtildiği gibi, mağara içinde yerçekimsel bir alan yaratılarak zaman yavaşlatılmış; mağara dışındakiler klasik yaşamlarına devam ederken, monoteistler için zaman yavaşlamış ve “bir gün yahut günün bir parçası kadar kaldık” hissiyatı oluşmuştur. Dış ortam ile mağaradaki “zaman” birbirinden farklı işlemiştir ve zamanda sıçrama yapılarak 300 + 9 sene ileriye gidilmiştir. (Kehf Suresi, 25. Ayet: “Mağaralarında 300 yıl kaldılar, 9 yıl da ilave ettiler.”)

Peki, zamanda ilerlemek için mutlaka ışık hızında mı ilerlemek gerekir? Dünya üzerinde bir mağarada yerçekimsel alan kuvveti artırılarak uzay-zaman bükülebilir mi? Uzayda bulunan nötron yıldızları belli bir noktaya ulaştıklarında, kütleçekim kuvveti onları kara deliğe dönüştürür. Kara delikler ise uzay-zamanda içine çektikleri nesneleri, teorik olarak evrenin başka bir noktasına ışınlayabilir. Güneşi yutarlarsa, karanlıkta yaşamaya alışkın yaratıkların birden gökte “çakılı bir Güneş”leri olabilir. Fakat yuttuğu anda bizler soğuyarak yok oluruz — tabii kütleçekimi sonrası gezegenlerin çarpışması kısmı hariç. Einstein gibi hayal deneyi yapıyoruz.

Kur’an’dan biliyoruz ki şeytan bir melekti. Kehf Suresi 50. Ayet’te şöyle geçer: “Meleklere, ‘Âdem’e secde edin!’ dediğimiz zaman hepsi secde ettiler; yalnız İblis hariç. Rabbinin emrine karşı geldiği için cinlerden oldu. Beni bırakıp onu ve soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir!”

Bu ayette bir parantez daha açmak istiyorum: Velayet (otorite) yalnızca Allah’a aittir; şeyh, derviş, âlim vb. şahıslar bu otoriteyi kullanamaz. Göksel varlıklar içinde tartışmalar başladığında (Sad Suresi, 38:69), varlıklar sınıflara ayrılarak melek, cin ve insan hâline dönüştüler. Şeytan da düşmüş, bir cin olmuştu artık. Ancak meleklerden düştüğü için diğer cinlerden farklı olarak bilgiliydi. Cinlerin geneli onun gibi değildir. Kur’an’dan, Cin Suresi 1. Ayet’ten okuyoruz: “De ki: Bana vahyedildiğine göre, cinlerden bir grup dinlediler ve şöyle dediler: ‘Biz ilginç bir Kur’an işittik.’”

O hâlde birbirine komşu, hâlihazırda iç içe geçmiş âlemler vardır. Bu âlemleri aşmanın bir anahtarı olmasa, cinler Kur’an’ın okunmasını işitemezdi. Peki, bu kuralların anahtarı nedir? Yeterince hızlanırsanız, bir boyuttan diğerine geçerek uzay-zamanda sıçrama yapabilirsiniz. Yahut frekanslar yardımıyla maddesel boyutta ileri-geri gidip gelebilir, farklı âlemlere de yine aynı yolla geçiş yapabilirsiniz. Bunlar fizik kurallarıdır. Maddesel boyutta hareket etmeyi çözmüş insanlar olabilir ve bu ilmi meleklerden ya da cinlerden öğrenmiş olabilirler.

Kehf Suresi 60. ayetten itibaren anlatılan kişi Musa Peygamber’se, ayetlere göre yanına bir genç yoldaş alarak —Kur’an yoldaşın adını vermez— sırrın peşine düşmüştü ve bu bilgiye ulaşmak istiyordu. Peki, nasıl öğrenecekti? Evet, bildiniz: Zamanda hareket ederek. Allah’ın verdiği bilgilerle gelecekteki olası bozuklukları henüz oluşmadan engelleyen bir melek hakkında bilgi edinmişlerdi ve bu ilmi elde etmek için ona doğru ilerliyorlardı.

“Musa, genç yoldaşına: ‘Yıllarca yürümeyi gerektirse de iki denizin birleştiği yere varmadan dinlenmeyeceğim,’ demişti.” (Kehf 60)

O hâlde Musa, ilmin peşini bırakmıyor, zamanın sırrını çözmek için çabalıyordu. Bu esnada yemek için balık pişirmişler ya da kurutmuşlardı; bunu yolculuk sırasında tüketeceklerdi. İki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Musa, genç yoldaşına şöyle dedi: “Yemeğimizi getir, bu yolculuk bizi gerçekten yordu.” Ancak balığın olmadığını fark ettiler.

Musa dedi ki: “Bak gördün mü? O kayalığa vardığımızda balığı unuttum. Onu bana ancak şeytan unutturdu ve böylece denizde yolunu bulup gitti. Ne kadar da ilginç!” (Kehf 63)

Musa şaşırıyordu; çünkü ölü bir balık eski hâline gelerek canlanıyor, denizde ilerliyordu. Bulundukları kayalık alanda, zamanda geriye gitmek için fizik kurallarını değiştirebilen bir melek bulunmaktaydı. Yine bölgede yerçekimi kütlesinin anormal seviyede olduğu bir yer olmalıydı.

Musa doğru yolda olduğunu fark etti ve şöyle dedi: “İşte aradığımız yer orasıydı.” (Kehf 64)

Burada kalalım. Devamını, inşallah bir sonraki yazılarımızdan birinde sürdürmeye çalışacağım. Saygılarımla.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.