Kelebek Etkisi
Sanırım Ankara’da yeni bir koza yırtılmak üzere, “Kelebek Etkisi” yaşanır mı zaman gösterecek. Meslektaşım olan bir büyüğümün görüşmemiz sonrasındaki son sözü kulaklarımda çınlıyor. “Biz yayınlarız, yapan düşünsün…”
Selam olsun siz satır dostlarıma. Geçtiğimiz hafta bana ulaştırılan ve iade ettiğim klasör ile ilgili olarak meslektaşlarımın sitemleriyle dolu günler geçirdim.
Gazeteci olarak görev ve sorumluluklarımı yerine getirmediğimi düşünen de oldu, hasımlık ilişkilerinden çekindiğimi düşünen de. Bir meslektaşım ise az da olsa hak verdi “Bu ülkede herşey olunur, rezil olunmaz, gündem üç günde değişir, kaynar” sözüyle.
Meslektaşlarımın düşüncelerine yanıt verdim, biraz hak vererek biraz da vermeyerek, doğru bulmadığım kısımları dayanaklarımla ifade ederek.
Klasör kapsamında haber değeri taşıyan birçok konu vardı. Hatta konuların çoğunda hukukçu kimliği taşıyan, kurumsal kimlikle yönetici vasfındaki kimselerin görev ve yetkilerini türlü şekilde kötüye kullanması, kişisel menfaatlerine yönelik keyfi uygulamaları mevcuttu.
Klasörü kabul etmeme nedenlerim arasında korku ve endişe yoktu. Geçmişte çok daha önemli konuların içinde çok daha farklı kimliklerimle yer almıştım. Biz gazeteciler veresiye defteri tutan esnaf gibi yayınladığımız veya yayınlayamadığımız içerikleri yazılı ve görsel olarak yayına hazır hale getirir, içeriği tüm tarafları açık olarak belirterek, delilleriyle birlikte arşive kaldırırız. Hatta çifte vatandaş olan veya yurt dışı bağlantısı olan meslektaşlarımız bu yayına hazır bilgileri yurt dışında arşivlerler. Birkaç farklı adreste korurlar. Şimdilerde ise teknoloji gelişti, bu yayınlar teknik ayarlarla korunabiliyor, müdahale edildiğinde veya edilmesi gerekmesine rağmen edilmediğinde otomatik olarak yayınlanabiliyor.
Bu ülkede rezil olunmaz iddiasına karşıyım. Emin olun rezilin alası olunuyor. Aynaya baktığında utanmayan yüzlerin eşleri, çocukları, yakınları, mesai arkadaşları, çalışanları gıyaplarındaki sohbetlerde o denli sıra dışı, aşağılayıcı ifadeler kullanıyor ki insan dinlerken rahatsız oluyor.
Gündemlerin hızlı değişmesi de gerçek. Fakat devlet kavramını idrak etmiş her birey bilir ki hiçbir bilgi hiçbir zaman unutulmaz, vaktini zamanını bekler.
Geçtiğimiz hafta yazımda faydalı bulmuyorum diye özetlemiştim şahsi düşüncemi ancak faydasız dememiştim. Yani yurt içinden veya dışından gazetecilerin veya sosyal paylaşım ağları kullanıcılarının yayınladıkları içerikler idrak etmek için gerekli olan zamanla aşikar olacak şekilde çok şeyi tetikliyor. Adalet sorumlusu Sayın Bakan Yılmaz Tunç’un dediği gibi herkesin eşit şekilde bir araya geleceği, huzura çıkacağı bir ilahi adalet de var. Tabii İlahi Adalet sadece bunla sınırlı değil, huzurdan önce de türlü şekilde bedel ödenmiyor değil.
Yumurtadan çıkan tırtıl olgunlaştığında kendisini ördüğü kozaya hapseder. Kozadan çıktığında ise kelebek olmuştur. “Kelebek Etkisi” diye bir kavram var. Sosyal paylaşım ağlarında çokça paylaşılmış bir örnek vermek gerekirse; Vakti zamanında İSKİ skandalı bu tanımla ifade edilir. Yolsuzluğa bulaşan İSKİ Genel Müdürü eşini aldatır. Daha sonra genç sevgilisiyle evlenmek için eşinden ayrılır. Bu ayrılışta ödenen yüksek nafakaya rağmen yaralı eş bildiklerini açıklar. Bunun üzerine Belediye Başkanı Genel Müdürünü İçişleri Bakanlığına şikâyet eder. Fakat ok yaydan çıkmıştır. Konu dönemin iktidarının ve Belediye Başkanlığının kaybedilmesine neden olur. Yeni başkan ise zor dönemin umut ışığı olan Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Bugün kimilerinin memnuniyetine, kimilerinin küskünlüğüne kimilerinin ise muhalefetine hedef olan Ak Partinin doğuşu işte böyle başlar.
Sanırım Ankara’da yeni bir koza yırtılmak üzere, “Kelebek Etkisi” yaşanır mı zaman gösterecek. Meslektaşım olan bir büyüğümün görüşmemiz sonrasındaki son sözü kulaklarımda çınlıyor. “Biz yayınlarız, yapan düşünsün…”
Bu telkin ve tavsiyeyi değerlendirerek haftaya siz satır sırdaşlarımla buluşmak dileğiyle.
NOT: Bu arada hukukçu dostlarımdan bir ricam olacak. “Bir kurumun sahibi olduğu ve yönettiği iştiraki iki ayrı tüzel kişilik midir yoksa organik bağı açık, fiili ve maddi bağı somut müşterek muhatap mıdır?” sorusunun yanıtını benimle paylaşırsanız sevinirim…