15 Ekim 2026, 19:18:39
Dolar 49,4176
Euro 55,5586
Altın 6.608,08
BİST 12.081,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Cum 14°C
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 17°C

Herkesin Bir Sınavı Var

Sesli Dinle

Bu durumu, “Her insanın bir sınavı vardır şu fani dünyada.” öğretisiyle; Cemil Meriç’in “İnsan en yakınıyla sınanır.” sözüyle ya da Abdüllatif Şener’in “Bir darbe aldığında sorumluyu uzaklarda arama; ya sağındadır ya solunda.” ifadesiyle özetleyebiliriz sanırım.

Herkesin Bir Sınavı Var
12 Mayıs 2025 15:35
8.841
A+
A-

Selam olsun siz satır dostlarıma.

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde geçen bir hikâye dikkatimi çekti. Bu hikâye, şehirlerce nam salmış bir Şeyh’i ve onu tanımak için yollara düşen bir dervişi anlatıyor. Ancak asıl mesele bundan çok daha derin…

Özetle şöyle:

Bir derviş, Şeyh Harakânî Hazretleri’nin şöhretini duyar. Onu görmek, duasını almak için Talkan şehrinden yola çıkar. Ovaları, dağları aşar, günlerce yürür. Şeyhin yaşadığı şehre ulaşıp evini sorar. Edeple kapısını çalar. Kapıyı Şeyh’in eşi açar ve “Ne istiyorsun?” diye sorar.

Derviş, “Talkan’dan geldim. Şeyhi ziyaret etmek istiyorum,” der.

Kadın, bu cevaba kahkahalarla güler ve ardından “Bir şu sakalına bak, bir de onca yolun zahmetine!” diyerek hakaret dolu sözler sarf eder. Derviş, kadının küçümseyici ve kırıcı sözlerini sabırla dinler. En sonunda, “Ne olursa olsun, ben o mâna sultanını görmek istiyorum. Şeyh nerede?” diye sorar. Ancak kadından bir yanıt alamayacağını anlayınca, başkasından bilgi edinmeye çalışır.

Bir kişi ona, “Şeyh, odun toplamak için ormana gitti,” der. Derviş yola koyulur, ama kafasında bir soru yankılanır: “Böylesine büyük bir Allah dostu, bu kadar huysuz bir kadınla nasıl yaşar? Neden onunla aynı çatıyı paylaşır?”

Tam bu düşünceler içindeyken, derviş Şeyh Harakânî’yi görür. Şeyh, odunlarını bir aslana yüklemiş, üzerinde oturmakta; elinde ise bir yılanı kamçı gibi tutmaktadır. O büyük velî, dervişe tebessüm eder ve hiçbir söz duymadan onun içinden geçenleri okur:

“Ey beni görmek için uzaklardan gelen derviş! Şeytanın vesvesesine kapılma. Ben o huysuz, nankör kadına sabırla tahammül ettiğim için, Allah bu aslanı bana hizmetkâr kıldı. Allah dostları, Hak’tan gelen her duruma sızlanmadan, şikâyet etmeden boyun eğer.”

İnsan, ormanların kralı aslanı yük taşıyıcısı yapacak kadar kudretli olabilir. Yılanı kamçı gibi eline alabilir. Ancak yine de en yakındaki insanla baş edemeyebilir.

Bunu günümüz dünyasına uyarladım. Düşünün ki bir siyasi parti liderisiniz. Teşkilatınız, üyeleriniz, halk sizi seviyor. Belki ülkenin çoğunluğunun tercih ettiği isim olarak iktidardasınız. Kararlarınız gündemi belirliyor, etkileriniz ülke sınırlarını aşıyor. Fakat yine de gücünüzün geçmediği, sözünüzü dinlemeyen, sizi önemsemeyen, kendi dünyalarında kendi keyfiyetlerinde olan kimselerin yanıbaşınızdaki varlığı mutlak gerçekliktir. Tıpkı Şeyh Harakânî’nin eşi gibi.

Bu durumu, “Her insanın bir sınavı vardır şu fani dünyada.” öğretisiyle; Cemil Meriç’in “İnsan en yakınıyla sınanır.” sözüyle ya da Abdüllatif Şener’in “Bir darbe aldığında sorumluyu uzaklarda arama; ya sağındadır ya solunda.” ifadesiyle özetleyebiliriz sanırım.

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.