15 Ekim 2026, 15:32:39
Dolar 49,4177
Euro 55,5133
Altın 6.572,22
BİST 12.118,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Yağmurlu
İstanbul
15°C
Yağmurlu
Cum 13°C
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 17°C

Elbiseler ve Gerçekler

Sesli Dinle

Mesele kıyafette değil, niyettedir. O halde, günümüzde üzerlerinde farklı kıyafetler olanları nasıl ayırt edeceğiz? Siyasetçinin, hukukçunun, dindarın, esnafın, halkın içindeki niyeti nasıl bileceğiz?

Elbiseler ve Gerçekler
14 Nisan 2025 15:35
8.908
A+
A-

Selam olsun siz güzel insanlara, kıymetli satır dostlarıma…
Hayatın olağan akışı içinde yollarımızın kesiştiği, daha önce tanışmış olduğumuz ya da yeni tanıştığımız dostlarla gerçekleştirdiğimiz sohbetlerin — aynı fikirde olmasak bile — zaman zaman yazılarımın içeriğine dair derinlikli konuşmalara evrilmesi, beni hem mutlu ediyor hem de onurlandırıyor.
Kimilerine göre hafıza zayıf, hatırlamak güç gibi görünse de ben tam tersine inanıyorum: Her bir eylem, her bir gayret, her bir çaba, istikametli bir ilerleyişe katkı sunar.
Sizlerin de bildiğini düşündüğüm bir hikâye var. Hani, bir kimse tarafından kanadı kırılan kuş, Hz. Süleyman’a giderek şikâyette bulunur.
Kuş, bir âdemoğlunun kendisine zarar verdiğini anlatır. Sorumlu kişi huzura çağrılır, Hz. Süleyman kendisinden açıklama ister. Adam, kuşu gördüğünde onu avlamak niyetiyle yaklaştığını, kuşun da kendisini fark ettiğini; fakat üzerine doğru ilerlemesine rağmen kaçmadığını anlatır. Bu durumu fırsat bilerek kuşa iyice yaklaştığını ve yakalamak üzereyken çıkan arbede sırasında kuşun kanadının kırıldığını söyler.
Bunun üzerine Hz. Süleyman, kuşa dönerek:
— “Sen de kaçmamışsın. Sorumluluk sadece karşı tarafa ait değil,” der ve adamın bir kolunun kırılmasına hükmeder.
O esnada kuş söz ister. Hem karara itiraz eder hem de meramını dile getirir:
— “Ben bu kişiyi gördüm, yaklaştığını da fark ettim. Fakat üzerinde derviş kıyafeti vardı. ‘Dervişten zarar gelmez’ diyerek kaçma ihtiyacı duymadım. Eğer üzerinde bir avcı elbisesi olsaydı zaten kaçardım. Şimdi siz bu kişinin kolunu kırarsanız, iyileşince yine aynı şeyi yapabilir. Asıl mesele onun kıyafeti. Siz onun üzerindeki elbiseyi çıkarın ki, biz de kimin yaklaştığını anlayabilelim,” der.
Bu hikâye; farklı biçimlerde anlatılsa da özü aynı kalır. Ve bana göre, günümüz sorunlarının pek çoğunun hem kaynağını hem de çözümünü içinde barındırır. Hikâye basit gibi görünse de aslında çok şeyi anlatıyor. Günümüzde pek çok kişi, üzerindeki “mesleki” ya da “ahlaki” kıyafetlerle görünürken; gerçekte ne olduğu, ne niyetle davrandığı anlaşılmıyor. Kamu görevlisinden iş insanına, sivil toplum temsilcisinden siyasetçiye kadar birçok kimlik, bazen bu “elbiseler”le suistimalin perdesi oluyor.
Gündemleri takip ettiğimizde; üzerinde türlü itibarlı elbiseler bulunan hatta insan suretinde gördüğümüz ama insani vasıflardan yoksun bazı kişilerin, milletin ortak değerlerine — vatanına, bayrağına, devletine, aziz şehitlerinin emanetine — zarar verdiklerini görebiliyoruz. Tüm bunları da şahsi çıkarları uğruna, türlü kılıflarla gizleyerek yapıyorlar.
Âlimlerin söylediğine göre semavi dinlerin tümü, İslam ismi altında toplanır. İslam’ın öğretilerine göre ise insanoğlu üç temel kategoriye ayrılır.
Birinci kategori, Müslümanlardır. Onlar, dünya hayatındaki yaşayışları sonucunda eğer üzerlerinde günah ve vebal varsa, bunların cezasını çektikten sonra cennetle şereflenirler.
İkinci kategori, gayrimüslimlerdir. Onların da hayatları boyunca sergiledikleri davranışlara göre hesapları görülür, cezaları çekilir. Kimi anlatımlara göre, yine cennete ulaşma ihtimalleri vardır.
Üçüncü kategori ise münafıklardır. Bunlar, Müslüman olduğunu zanneden ve kendisini öyle gösteren ama Müslümanlığın gereklerini taşımayan; sözde inançlı, özde ise inançsız olan kimselerdir. “Nifak” kökünden türeyen bu tanım, sözlükte “kendini olduğundan farklı gösteren kişi” anlamına gelir. Bu kişiler cenneti asla göremeyeceklerdir.
Hasılı, kanadı kırılan kuş misali; günümüz dünyasında haksızlığa uğrayan ama karşısındaki gücün kudretiyle hakkını arayamayan nice insanın tek arzusu, sorumluların üzerindeki elbiselerin sıyrılmasıdır.
Mesele kıyafette değil, niyettedir. O halde, günümüzde üzerlerinde farklı kıyafetler olanları nasıl ayırt edeceğiz? Siyasetçinin, hukukçunun, dindarın, esnafın, halkın içindeki niyeti nasıl bileceğiz?
Sadece adalet. Ama görünene ve güçlüye değil, gerçeğe dayanan bir adalet. Belki bizim de bugün tek aradığımız şey budur: Maskelerin düşmesi, elbiselerin sıyrılması, hakikatin ortaya çıkması…
Bu haftanın gündemi de bu olsun sevgili satır dostlarım. Belki de elbiselerin sıyrıldığı günleri görürüz bir gün. Ve belki de kelamlarımız, yaşam bütünlüğü adına bir nebze fayda sağlar…

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.