Ekonomide Cihâd-ı Ekber & Dolar Terörü
Hâsılı günümüzde halk iktidardan siyasetten çağrı değil icraat bekliyor…
&
Paramızı pul vatandaşı kul yapmak isteyenlere tavsiyemdir bu işin altında kalırsınız siz ve sizden sonraki nesilleriniz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan son dolar krizinde “Ekonomik kurtuluş savaşı” ifadesini kullanarak adeta Cihad-ı Ekber dedi, kısacası ekonomide alarm zilleri çalıyor demeye getirdi.
Osmanlı imparatorluğunun son döneminde I. Dünya savaşına girdiğimizde 14 Kasım 1914 yılında Halife Sultan Reşad emriyle cihad ilan ettik ve ümmeti Muhammed’di İslam düşmanlarına karşı birlik olmaya çağırdık lakin kimsenin umurunda olmadığı gibi bazı İslam ülkeleri bize karşı yazılmış fetvaları gönderdiler her cephede savaşmak zorunda kaldık.
Halife unvanını padişahlık tuğrası olmasına rağmen kutsal topraklara gönderilen Cihad-ı Ekber fetvası kabul görmediği gibi İngiliz devletinin Araplara dağıttığı altınlar sonrasında Şerif Hüseyin başlattığı isyan ve karşı fetvası binlerce askerimizin şehit olmasına ve esir düşmesine neden oldu, kısaca ümmeti Muhammed halifesini dinlemedi.
Halife Sultan Reşad’ın Cihad-ı Ekber fetvasından yaklaşık dört buçuk yıl sonra bu sefer yeni Halife Sultan Vahdettin’in 38 yaşındaki paşası dönemin 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 çağrısı vardı, bu sefer çağrı ümmeti Muhammed’e değil Türk milletine yapıldı ve Anadolu düşmandan temizlendi.
Son üç yıldır ise ekonomide Cihad-ı Ekber tarzında çağrılar yapılıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ama dinleyen yok ekonomi dibe doğru sürüklenmeye devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan üç kur krizi sırasında da “ekonomik kurtuluş savaşı” yapmak zorundayız dedi. İlk söylediğinde tarih 16 Ekim 2018’di ve 1 dolar 5,78 TL, ikinci kez söylediğinde tarih 31 Ekim 2020 ve dolar 8,30 son kez çağrısında ise 1 dolar 13,45 TL’yi gördü.
Sultan Reşad’ın çağrısına Müslümanlar cevap vermediler ama Anadolu’nun kınalı kuzuları, on beşlikleri, tıbbiyeliler okumuş yazmışlar binlerce vatan evladı Çanakkale’de vatan savunmasında şehit oldular gazi oldular.
Günümüzde vatanını sevmek imandandır anlayışının hakim olduğu ideoloji iktidarda bulunuyor, devlet başkanının tüm çağrılarının halkta karşılık bulmamasını acaba kendisine birileri söylemeye cesaret edemiyor mu?
En azından ben söylemiş olayım. Sayın Cumhurbaşkanı;
2018 ve 2021 tarihleri arasında kur krizleri sonrasında milletimize üç kez çağrıda bulundunuz paranızı TL’de değerlendirin diye fakat millet parasını dolar altın ve yastık altında tutmaya devam ediyor piyasalara güvenmediğinden. Üç kez yaptığınız “Ekonomik kurtuluş savaşı” çağrısından sonra kur %117 arttı.
TL’deki değer kaybının nedeni Türkiye’nin faizleri düşük tutarak ekonomik büyümeyi ve ihracat potansiyelini rekabetçi kur ile sağlamak yönündeki politikası olması. Devletler kurallarla yönetilir inançların uygulanamadığı veya uygulanmadığı kurallarla değil. Yanınızdaki aklı evvel dolar şu kadar olursa yüzüme tükürün diyen danışmanlarla bu işler olmuyor.
Halk kendisinin seçip devletin başına getirdiği liderinin sözüne itibar etmiyorsa ekonomik kriz olmasına rağmen o zaman o lider halkın ne dediğine bakmalı.
Hâsılı günümüzde halk iktidardan siyasetten çağrı değil icraat bekliyor…
Dolar Terörü
Yazımı kaleme aldığımda 1 Dolar 15,65 TL, 1 Euro 17,71 TL’ye gelmişti ve kur artışından dolayı TL’miz % 30’dan fazla değer kaybetti.
İktidarın faiz ideolojisi siyasi ideolojisine uygun olarak düşürülüyor ama ekonominin kuralları ile inancın kuralları çok farklı ve bu ayrımı yapmak istemeyenlerin hitap ettiği kesim düşük faizden memnun lakin doların yükselmesinden endişeli.
Dolarla yapılan ithalatın temel ihtiyaç maddelerinde fiyatları aşırı yükseltmesi enflasyonu anında iki haneleri rakamlara taşıdı ama uzmanlar doların 20 TL’ye enflasyonun ise üç haneli rakamlara çıkacağını canlı yayınlarda an itibarıyla söylüyorlar.
Merkez bankasının faiz indirmesi uzmanlar tarafından TL’ye ihanet olarak yorumlanıyor ama işin başka boyutunda ise son 19 yılda dolar milyarderi olanlar servetlerine servet kattılar.
Ayrıca TCMB’nin 1 Aralık tarihindeki ilk müdahalesi yaklaşık 650 milyon dolar, 3 Aralık’taki ikinci müdahalesi yaklaşık 400 milyon dolar, 10 Aralık’taki üçüncü müdahalesi ise yaklaşık 500 milyon dolar seviyesindeydi. TCMB’nin dördüncü ve son müdahalesi ile birlikte toplam tutar yaklaşık 4 milyar seviyesine yükseldi.
Merkez bankasının satışlarında yaklaşık 4 milyar doları kimler aldı? Dolar neden düşmedi?
Yaratılan azınlığın para hareketleri nelerdir?
Sorulacak çok soru var lakin cevap verecek devlet ricali yok.
Asgari ücret açıklandı ne az ne çok ama doların artışı devam ederse alım gücü daha düşmeye devam ederse açıklanan 4,250 TL’nin bir önemi olmayacak. Çünkü uzmanlara göre Türkiye; gıda, hazır giyim, teknoloji ve daha birçok üründe dışa bağımlı bir ülke. Bu nedenle Türkiye için TL’nin değer kaybetmesi, ithalat maliyetlerini artırıyor. Bu maliyetlerdeki artış ise market raflarından mağaza vitrinlerine kadar her şeye yansıyor. Sonuç olarak maliyetler ve buna bağlı olarak fiyatlar arttığı halde, vatandaşlarının gelirinin artmaması sürekli olarak bireysel borçlanmaya neden oluyor, bu borçlarının ödenememesi ise olası bir krizin habercisi gibi.
Özellikle enerji ithalatı maliyetlerinin yükselmesi sonucu doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, genel üretim maliyetlerini artırıyor. Üretim maliyetlerindeki artış işe TL’deki değer kaybının enflasyonu yükseltmesine yol açıyor. 2018 yılında Türk Lirası, ABD Doları karşısında hızlı değer kaybı yaşamış ve ardından enflasyon yüzde 20’nin üzerine tırmanmıştı.
Şimdilerde enflasyon devletin resmi rakamlarına göre yine yüzde 20 ama vatandaşın cebinde yüzde elliyi geçmiş durumda. Ekonominin dengesizliğinin faturası tabi vatandaşa çıkıyor ve bu faturanın meydana getirdiği sosyal olaylar şimdilik engellenmeye çalışılıyor sokak röportajlarında ama sosyal krize doğru hızla ilerliyoruz. Parasına sahip olamayan bir devlet vatanına nasıl sahip olacak.
Paramızı pul vatandaşı kul yapmak isteyenlere tavsiyemdir bu işin altında kalırsınız siz ve sizden sonraki nesilleriniz.