Dost Tavsiyesi
“Liderlik, yalnızca vizyon ve öngörü değil; doğru yol arkadaşlarını seçebilme ve gerektiğinde özeleştiri yapabilme sorumluluğunu da taşır.”
Selam olsun satır dostlarıma.
Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Prf. Ümit Özdağ, yakın tarihlerde Sözcü TV’de İpek Özbey’in sunduğu, Dr. Erol Mütercimler’in katıldığı Karşı Karşıya Özel programına konuk oldu. Ülke gündemine dair birçok başlık değerlendirildi, önemli tespitler dile getirildi. Teorik başarı sahipleri akademisyenlerin pratikte aynı seviyeye taşınamadığını düşünen biri olmama rağmen, Ümit Özdağ bu düşünceme istisna olan isimlerden diyebilirim.
Yıllar önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne komşu adreste bir büyüğümü ziyaretimde sohbetimiz Özdağ ailesine gelmişti. Ümit Özdağ’ın babası merhum Muzaffer Özdağ’ın aile dostu olan yakınım, “Genç Ümit’e göz kulak olun, size emanet ediyorum” şeklindeki dostane talebini, belki de vasiyetini anlatmıştı. Sohbet, Özdağ’ın olgun bir gençlik dönemi geçirdiği sözleriyle devam etmişti.
Merhum dedem Kazım Çeçen’in anlatılarında da Muzaffer Özdağ yer alırdı. Yine oğlu Ümit Özdağ için araştırmacılığı ve öngörüsü başta olmak üzere olumlu vasıflar dile getirilirdi. Hasılı birkaç kez aynı ortamlarda görmüş olmama rağmen kendisiyle tanışmasam da Ümit Özdağ’ı gıyaben tanıdığımı söyleyebilirim.
Ümit Hoca toplumun bir kısmının arayışlarına karşılık olmuş, öngörüleriyle fark yaratmış, siyasetin karışık ilişkilerine mesafe koymuş, akçeli işlere adı karışmamış bir isim olarak tanınıyor. Ancak akademisyen kimliği ve askeri disiplinle yetişmiş ailede büyümesinin avantajları kadar dezavantajları da görülebiliyor. Bu durum, Zafer Partisi’nin gelişim sürecini sınırlandırabilir.
Programda bir konu vardı ki, Özdağ’ın özeleştiri yapması gerektiğine inanıyorum: Cumhurbaşkanlığı seçim süreci, aldığı kararlar ve sonuçları. Örneğin, bir işletme ya da ortaklık kurmayı düşünelim. Burada en kritik mesele, doğru insanı bulmaktır. İster iş ortağı, ister arkadaş, ister yaşam bütünlüğünde ki diğer alanlar olsun hayatın her alanında en temel ihtiyaç doğru insandır. Siyasette de bu böyledir. Liderlerin en zorlandığı alan, yol arkadaşlarıdır. Genel Başkan Özel kaleminden başlayıp teşkilatlar, milletvekilleri, bakanlar, belediye başkanları, bürokratlara uzanan uzun liste liderin omuzlarındaki yükü artırır. Rozetinizi taşıyan birinin ülkenin bir ucunda söylediği söz bile doğrudan partiyi ve Genel Başkanı etkiler.
Doğru insanı seçmenin zorluğunu anlıyorum. Ancak liderlerin, yol arkadaşlarının sorumluluklarını da üstlenmesi gerekir. Bugün Ak Parti iktidarının en büyük sorunu da budur.
Ümit Özdağ’ın kendi ifadesiyle “tespih koleksiyonu bütçesiyle” dahil olduğu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olarak ilan ettiği Sinan Oğan’ın doğruluğu veya yanlışlığı sorumluluğunu önce kendi özünde kabul etmesi gerekir. “Ben hatasızım” şeklindeki açıklamalar, sıcak duygular bekleyen insanlarda kırgınlık yaratabilir. Oysa “Elimizdeki imkânlar ve alternatifler içinde mecbur kalınan isimdi” demesi, çok daha pozitif bir etki bırakır.
Küçük bir dost tavsiyesi olarak belirteyim istedim. İnsanların öngörüsünü, samimiyetini, duruşunu takdir ederek umut bağladığı Prf. Ümit Özdağ’ın ve Zafer Partisi’nin hezimete dönüşmesi nahoş olur.
Başka bir programda kendisine yöneltilen soruya verdiği yanıt, “Siyasette orantısız güç kullanımı” başlığıyla sosyal medyada paylaşıldı. Gazeteci bir dostuyla üniversite öğrencisi çocuğu üzerinden yaptığı sohbet ve hukuk üzerine yaptığı bu değerlendirme, ilgili seyyah namlı bakana ulaştı mı bilinmez. Ulaşsa bile değişen bir şey olur mu, takdir sizlerin.
Yeni yargı yılına girdik ya, haydi herkese hayırlı olsun…