Damga Vergisi Sessiz Tuzak
Son Söz Olarak Damga Vergisi:
Küçük görünür, sessiz ilerler ama en beklenmedik anda ortaya çıkar.
Vergi Dairesi Kapıyı Çalmadan Önce Bilmeniz Gerekenler…
Bazı vergiler vardır, bağırarak gelmez. Ama geldi mi de geriye dönük, toplu ve can yakıcı gelir. Son aylarda Damga Vergisi incelemelerinin artması da can yakıcı oluyor.
“Kimsenin çok ciddiye almadığı ama devletin asla unutmadığı bir vergi.”
Şimdi gelin, Damga Vergisi’nin en çok nerede patladığını ve inceleme gelmeden önce neler yapılabileceğini sade bir dille konuşalım.
Damga vergisi; imza atılan her türlü sözleşme, kâğıt ve hukuki belge üzerinden alınır.
Yani: Kira kontratı, hizmet sözleşmesi, şirketler arası iş sözleşmesi, taahhütname, protokol ve hatta ek sözleşmeler üzerinden alınıyor. Tabii beyan esası olduğundan şirketler bu beyanları vermeyebiliyor. Her kâğıt potansiyel damga vergisi konusudur. Oran genelde sözleşme bedelinin binde 9,48’idir. Yani yaklaşık %1’e yakın.
“Ne olacak canım %1’den” diyen çok kişi gördüm…
Sonra dosya açıldığında o %1’in cezası, faizi, gecikmesiyle %3–4’e çıktığını da gördüm.
En Kritik Nokta: İmza Atan Herkes Sorumlu.
Burayı özellikle not edin: Damga vergisinde sözleşmeye imza atan herkes müştereken ve müteselsilen sorumludur. Yani vergi dairesi ister kiracıya gider, ister ev sahibine, ister işverene…
“Benim muhasebecim bakacaktı” cümlesinin burada hiçbir karşılığı yok.
Aynı Sözleşmede Birden Fazla İş ve Bedel Varsa…
İşte incelemelerde en çok buradan yakalanılıyor. Aynı sözleşmede iki ayrı iş ve iki ayrı bedel varsa, her biri ayrı ayrı damga vergisine tabidir.
Ama küçük bir istisna var (herkes bilmediği):
Eğer sözleşmedeki tutarlar birbirinden doğan kalemlerse (örneğin cezai şart gibi), en yüksek tutar üzerinden damga vergisi alınır. Bu fark bazen yüz binlerce lira oynatır. Cümle yapısı bile sonucu değiştirir.
Kira Kontratlarında En Büyük Hata: “Laf Olsun Diye Kefil”
Kira kontratı…
Herkesin elinin altında ama kimsenin detayına bakmadığı belge.
Kefilsiz kira sözleşmesi:
Yıllık bedelin binde 1,89’u.
Kefil varsa:
Aynı sözleşme bir anda binde 9,48 olur. Yani sadece “garanti olsun” diye yazılan bir kefil, damga vergisini 5 kat artırır.
Üstelik çoğu zaman hiç gerek yokken…
Süreyi Uzun Yazdım Diye Sevinenler, “Yazmışken Hadi 5 Suret Yapalım” Diyenler… Yanıyorlar.
Bir sözleşmeye:
“3 yıl geçerlidir”, “5 yıl sürelidir”,
3 surettir – 5 surettir yazdıysanız bilin ki damga vergisi;
Yıllık bedel × sözleşme süresi × suret sayısı üzerinden hesaplanır. “Yüzde 1 değil mi canım” dediğin sözleşmeler korkunç oranlara gelebilir.
Yani vergi dairesi:
“Sen geleceği bugünden bağlamışsın, vergisini de bugünden alırım” der. “Sözleşme süresi içerisinde öderiz canım” muhabbeti olmuyor; olursa da katmer üzerine katmer oluyor.
Anonim Şirketler İçin Sessiz Bir Tuzak: Damga Vergisi Defteri
Bunu özellikle söylüyorum çünkü çoğu A.Ş. atlıyor:
Anonim şirketlerin damga vergisi defteri tutması zorunludur.
- Aralık ayında tasdik edilebilir
- Ocak ayında ara tasdik de mümkündür
Ama hiç yoksa…
İnceleme geldiğinde “unutmuşuz” demek işe yaramaz.
Vergi Dairesi Bulmadan Önce: Altın Adımları Atın
Belki de bu yazının en kıymetli bilgisi burası:
Eğer beyan edilmemiş, ödenmemiş bir damga vergisi varsa…
Mali müşavir sizi mali olarak ipten alıp, nasıl cezasız beyanname verileceğini bilen; kolunda altın bileziğe, hatta Süleyman’ın sihirli yüzüğüne sahip kişidir.
Bu sihirli kişi devreye girerse ne olur?
Vergi cezası kesilmez.
Bu kişi devreye girmeden vergi dairesi tespit ederse:
- Ceza
- Gecikme zammı
- Faiz
Hepsi birden gelir. Aradaki fark bazen 3–5 kattır.
Son Söz Olarak Damga Vergisi:
Küçük görünür, sessiz ilerler ama en beklenmedik anda ortaya çıkar. Sözleşmeleriniz çekmecede duruyorsa, “Nasıl olsa kimse bakmaz” diye düşünmeden önce danışmanınızı arayın, onu bulun.
“Yapay zekâ muhasebe yapmaya başladı, danışmanlık da veriyor” diyenler olabilir ama bunları çok güzel incelerler arkadaşlar, sağlıcakla kalın.