15 Ekim 2026, 21:50:40
Dolar 49,4174
Euro 55,4717
Altın 6.604,48
BİST 12.046,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Cum 14°C
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 17°C

Başkancılık Oyunu ve Geylânî’nin Dersi

Sesli Dinle

Elbet bir gün rüyalar bitecek,

Ve zaman, gerçekleri haykıracak.

Başkancılık Oyunu ve Geylânî’nin Dersi
20 Ekim 2025 15:35
7.944
A+
A-

Selam olsun siz satır dostlarıma. Sizlerin de benim gibi duymuş olduğunuza inandığım Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri ile talebesinin hikâyesi aklıma düştü. Hatırlamak gerekirse, özetle hikâye şöyle:

Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri’nin medresesinde aşçılık yapan bir müridi düşüncelere dalar.

“Uzun yıllardır dergâhtayım, ama muradıma eremedim. Hiçbir fetih nasip olmadı, mevki kazanamadım, kalp gözüm de açılmadı,” diye hayıflanır.

Tam bu sırada Mısır ilinden heyet gelir ve Geylânî Hazretleri’ne:

“Efendim, valimiz vefat etti, valisiz kaldık. Diliyoruz ki, siz bizlere vali olarak birini tayin edesiniz,” derler.

Geylânî Hazretleri, “Aşçıyı çağırın, gelsin,” buyurur. Aşçı gelince heyete,

“Bu müridimizi alın, valiniz o olsun,” der.

Hazret, müridine döner:

“Seni Mısır’a vali olarak atadım, ancak bir şartla: Valilik yaptığın müddetçe sana gelecek hediyelerin yarısını bana vereceksin. Kabul ediyorsan git; etmiyorsan başkasını atayacağım,” der.

Mürid heyecanla, “Siz nasıl uygun görürseniz, buyurduğunuz gibi olsun,” diye yanıt verir.

Heyet, yeni valiyi alır ve Mısır’a gider. Mürid orada yedi yıl boyunca valilik yapar. Bu süre içinde sayısız hediye gelir; gelen hediyeleri ikiye ayırır, iki ayrı odada toplar.

Geylânî Hazretleri merak eder:

“Bizim mürid ne durumda?” der ve bir grup müridiyle birlikte Mısır’a gider.

Haberi alan vali, büyük bir heyetle Mısır’ın girişinde Hazret’i karşılar ve birlikte saraya dönerler.

Geylânî Hazretleri’ni misafir eder, ağırlamada kusur etmez; ancak hediyelerden hiç söz etmez.

Ziyaret bitip Geylânî Hazretleri Mısır’dan ayrılırken vali şehir çıkışına kadar eşlik eder.

Vedalaşırken Hazret onu bir köşeye çeker ve,

“Seninle bir anlaşmamız vardı?” der.

Vali şaşkınlıkla, “Ne anlaşması efendim?” diye sorar.

Hazret, “Hani seni ben atamıştım, gelen hediyelerin yarısı bana aitti,” der.

Vali ise gururla,

“Aman efendim! Beni siz atamış olabilirsiniz ama yedi yıl boyunca bu halkın sıkıntılarına katlanan bendim. Başarılarım nedeniyle hediyeler bana layık görüldü, dolayısıyla onları ben hak ettim,” der.

Geylânî Hazretleri birden ciddileşir:

“Seni ben atadım, aramızda anlaşma vardı.” der.

Vali aynı öfkeyle karşı çıkar:

“Hayır!” diyerek hançerini çeker ve Geylânî Hazretleri’nin kalbine saplar.

O anda birden kendini dergâhın mutfağında, elinde bıçakla patates soyarken bulur. Bıçağını patates sepetine saplamıştır.

Başucunda Geylânî Hazretleri durmaktadır; mahzun, gözleri yaşlı…

Hazret, yumuşak ama derin bir sesle der ki:

“Evlâdım, sen bunca yıldır ‘Neden bir yere varamadım?’ diye merak ediyor, kusuru bizde buluyordun. Biz seni sana gösterdik. İşte sen busun!”

Manevî değerler bir yana, bugün “değer” dediğimiz bütün edinimlerin ne yazık ki uzaklara savrulduğu bir dönemdeyiz. Aklıma, haklarında yolsuzluktan gayriahlaki ilişkilere, cinsel tacizden devlet kurumlarına ve yöneticilerine hakarete, terör örgütleriyle ilişki iddialarına kadar pek çok konunun gündeme geldiği, haberler yapıldığı buna rağmen tek bir itiraz ya da tekzip talebi dahi gelmeyen Noterler Birliği geldi. Deve kuşu misali kafalarını kuma gömerek veya avcıya yakalanan av gibi ölü taklidi yaparak çaresizliklerinden kurtulmaya çalışan, eylemlerini sakladığını zanneden zihniyet.

Ciddiyetsizlikte sınır tanımayan bu Meslek Odasında, iddialara göre sözde başkanlık da adeta bir oyuna dönmüş durumda. Yönetime seçilen kişiler, 23 Nisan etkinliklerini andırır şekilde, başkanlık koltuğunu altışar aylık sürelerle birbirlerine devrederek “başkancılık” oynamaktalarmış. Bu durum, artık esprilerin ilham kaynağı olmuş halde.

Yine iddialara göre; Adalet Bakanlığındaki görevinden emekli olduktan sonra birliğe yerleşen, Mansur Yavaş’ın danışmanı olmak için ayrıldığında dolar üzerinden tazminat alan, öğrenci yıllarından arkadaşı Emine Çağlayan’ın başkan olmasıyla yeniden birlikte yer bulan çifte maaşlı Genel Sekreter ve Baş Danışman Ayhan Tosun, bu eşi görülmemiş ciddiyetsiz kurgunun mimarıymış.

Birliğin bağlı bulunduğu Adalet Bakanlığının ilgili genel müdürünün ifadelerine göre, bu sıralı sistemin önceki başkanları sözlerinde durmayan, güvenilmez, yöneticilik vasfından uzak kimselermiş. Yeni başkan Hacı Serdar Arat ise bu kadro içinde “en umut veren” isim olarak görülüyormuş.

Gerçi bu sistemin “gölge yöneticileri” arasında yer alan ve başkan vekilliği ile başkan yardımcılığı kesintisiz süren eski Ankara Noter Odası Başkanı ve “ben getirdim onu oraya” diyerek övünen, hakkında dolandırıcılık, usulsüzlük, aşk skandalları ve hatta genel kurulda kafasının kadın ayakkabısı topuğuyla delinmesi gibi trajikomik hikâyelerin anlatıldığı figür, sözde başkancık kurumun sorunları arasında ilk sıralarda yerini koruyormuş.

Tıpkı hikâyede olduğu gibi…

Elbet bir gün rüyalar bitecek ve zaman gerçekleri haykıracak.

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.