Baro Seçimleri ve Meşruiyet
Bir yönetim, yalnızca yasalar ve uygulamalarla değil, aynı zamanda yönetilenlerin rızasına, yani “Toplumsal Rızaya” dayalı olarak meşru kabul edilir.
Demokratik bir seçimde meşruiyet, sadece seçimi kazanmakla değil, geniş bir destek almakla da ilgilidir çünkü meşruiyet alınan destek oranıyla doğru orantılıdır. Eğer seçimi kazanan aday, Baro üyelerinin sadece küçük bir kısmının desteğini almışsa, bu durumda “Demokratik Meşruiyet” sorunu ortaya çıkar. Seçimlerde bir adaya oy verenlerin oranı %10 olsun, eğer bu aday kazanır ve başkan olursa, Baro Başkanının meslektaşlarını da %10 oranında temsil ettiğini, %90 oranında ise temsil etmediğini gösterir, %90’ın şu veya bu şekilde Başkana oy vermediği ortadadır. Böylesi bir adayın küçük bir oy oranıyla seçilmesi ile Baro’nun büyük çoğunluğunun iradesinin temsil edilmemesi, demokratik meşruiyet açısından baronun çoğunluğunu oluşturan Avukatların tercihlerini yansıtmaması demektir. Hiç kuşkusuz meşruiyet açığı yaşayabileceği ortaya çıkmış olur.
Temsiliyet Eksikliği büyük bir sorundur, bu durum meşruiyetin sadece seçimi kazanmakla değil, geniş bir destek almakla da ilgili olduğunu gösterir. Nihayetinde Temsiliyet Adaleti sorunu da ortaya çıkar, çünkü Başkan azınlığın desteği ile gelmiştir ve karar alma süreçlerinde geniş bir konsensüsü mü oluşturacaktır, yoksa azınlığın kararlarının çoğunluğun uyması yönünde mi kararlar alacaktır? Peki azınlığın, çoğunluğun Temsil Yetkisini elinden almasına ne demeli? Kimse kusura bakmasın, meslektaşlarının çoğunu temsil etmeyen Baro Başkanın aldığı kararlar, Baro üyelerinin büyük kesimi tarafından meşru kabul edilmeyebilir, Başkanın yönetim gücünün kaynağı da, otoritesi de sorgulanabilir.
Bir yönetim, yalnızca yasalar ve uygulamalarla değil, aynı zamanda yönetilenlerin rızasına, yani “Toplumsal Rızaya” dayalı olarak meşru kabul edilir. Binlerce Avukatın oy kullanmadığı yahut oy kullanmaya gelmediği bir Baro Başkanı seçiminde, başkanın azınlık gruplardan birinin desteği ile aldığı oy oranı, toplam Avukat sayısına oranla düşükse, bu Toplumsal Rızanın eksikliği anlamına gelir.
Seçimlere katılımın düşük olması durumunda ise kazanan adayın meşruiyeti daha fazla sorgulanabilir. Başkanın sadece küçük bir seçmen kesiminin oylarıyla seçilmesi, yönetimin geniş kitleler tarafından onaylanmadığını gösterir. Bu olgu, başkanın Rıza Yaratma Kapasitesinin de sınırlandığını göstermektedir. Mesleki dayanışmanın yüksek olduğu bir platformda, başkanın geniş ölçüde rıza yaratma kabiliyeti olmadan meşruiyeti sürdürmesi imkânsız hale gelir. Böylece yönetme hakkının sürekli sorgulanması durumu ortaya çıkacaktır.
Baronun büyük bölümü tarafından desteklenmeyen başkanın alacağı kararlar uygulama noktasında da sorunlar oluşturabilir, böylece Yönetimde Zafiyet oluşur. Temsiliyet Adaleti, baro üyeleri arasında azınlığın çoğunluğun istemediği kararlarda ısrarcı olması, kutuplaşmaya ve iç çatışmalara yol açabilir. Bu da Baronun kurumsal bütünlüğünü tehlikeye sokar. Meşruiyeti sorgulanan bir başkan, kurumsal bütünlüğü bozulmuş bir Baro, Avukatların sorunları ile ilgilenebilir mi? Örneğin CMK ücretlerinin iyileştirilmesi, Kamu Avukatlarının ek gösterge iyileştirilmesi ve atanma sorunları, Avukatların Vergi ve SGK Prim Yüklerinin azaltılması konusunu çözmeye çalışabilir mi? (Genç Avukatlar İçin Vergi İndirimi veya Sgk Prim Destekleri Gibi Teşvikler Sağlanabilir), Avukatların ekonomik durumlarını düzeltmek için kanun koyucu ve yerel yönetimlerle yahut iş sektörü ile işbirliğine girerek çeşitli çözümler üretebilir mi? Avukatların nefes almasını ve refahını sağlayabilir mi? Noter Başkâtiplerinin Avukat olma zorunluluğu getirilmesi ile Avukat fazlalığını azaltma konusunda Hükümetle birlikte çalışmalar yapılabilir mi? Böylesi meşruiyet sorununun olan baronun ve başkanın genel itibarı açısından da olumsuz etkiler yaratabileceği kuşkusuzdur. Baronun etkisizliği dış dünyadaki etkisi ve kamuoyundaki itibarını da zayıflatabilir.
Baro seçim sistemi, çok sayıda adayın yarışmasına olanak tanıdığı için oylar çok dağılır ve kazanan adayın, azınlık gruplardan birinin desteğiyle küçük bir oy oranıyla seçilmesi, seçim sisteminin tek turlu oluşu beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Siyaset bilimi açısından, iki turlu seçim sistemli bir mekanizma olmuş olması, ilk turda %50’nin altında oy alan adaylar arasında ikinci bir tur yapılması ve kazanan adayın, daha geniş bir destek tabanına sahip olması ile sonuçlanabilirdi.
Buraya kadar Siyaset Bilimi Bağlamında Baro Seçimlerini Demokratik Meşruiyet, Temsiliyet Adaleti, Temsiliyet Eksikliği, Temsil Yetkisi, Toplumsal Rıza, Rıza Yaratma Kapasitesi, Baronun Etkisizliği gibi temel fikirler çerçevesinde tartıştık, bu durum küçük bir oy oranıyla seçilen başkanın yönetim yetkisinin zayıf olduğu ve kararlarının Avukatlar tarafından geniş bir kabul görmeyebileceği sonucuna varılabilir, belki de bu sebeplerden dolayıdır ki Baro seçimlerine katılım oranı düşüktür.
Bu hafta Baro seçimleri ve Meşruiyet Sorununu, sorunun neden olduğu problemleri Baroculuk ekseninde tartıştık, haftaya İşçi Avukatların durumunu, farklı bakış açılarıyla tartışmaya devam edeceğiz, Saygılarımla…