DOLAR 7,9701
EURO 9,4633
ALTIN 487,38
BIST 10,4074
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sisli

Aynı Gemideyiz …

Sesli Dinle

Eski İşçi Partisi, şu an ki Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek’ in ifade ettiği gibi evet “Aynı Gemideyiz” ya da birileri “Aynı Gemide…”.

Aynı Gemideyiz …
21.09.2020
2.928
A+
A-

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” demiş. Sporcuda dahi aranan bu sevilesi vasıflar nerede aranmaz ki?

Politikacının, bürokratın, iş insanının, gazetecinin ve vatandaşın, her bir bireyin hayatın her alanında “aklını kullanmayan, ahlaklı olmayan, faydasızını severim” diyen kimse olmamıştır sanırım. Hele ki buna bir de manevi değerleri eklersek yani ifadenin başına “Müslümanın” dersek aklını kullanmayan, sorgulamayan, ahlakı zayıf kimselerden olması kabul edilemezdir diye inanıyorum.

Bakanlarımızdan birisi bir konuda açıklama yaparken “ben aklımı kimseye kiralamadım” benzeri bir ifade kullanmıştı.

O zaman sözleri doğru anlamaya gayret etmeli, sorgulamalı, geniş açıdan bakmaya çalışmalıyız. “Aynı Gemideyiz” sözünden çıkabilecek bir sürü anlamdan birini de bu yazımızın konusu yapalım.

Günümüz siyasi arenasında yer alan siyasilerimizi hepimiz biliyoruz. Hemen hemen her vatandaşında gönlünde baş tacı ettiği bir isim veya siyasi yapı mevcuttur.

Siyasi isimlerden bahsederken bakış açımızı göreve geldikleri dönemlerle sınırlandırmamalıyız. Olgu olarak anlayabilmemiz adına o zamana kadar ki siyasi mesaileri de son derece önemlidir.

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan siyasette yeni bir isim değil elbette.

1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile siyasi bir isim olarak kabul etmek kendisinin emeklerine haksızlık olur.

Sayın Erdoğan’ın en basit sorgulama ile 1970’li yıllarda siyasi mesaide olduğu görülmekte. 1976 yılında İstanbul M.S.P. Gençlik Kolları Başkanlığı, 1984 aynı siyasi yapıda İlçe Başkanlıkları mevcuttur.

Sayın Dr. Devlet Bahçeli içinde aynı gerçeklik somuttur. Öğrencilik yıllarında ki faaliyetleri ile siyasi tarafını ve düşüncesini belirten Bahçeli, Akademik kariyerini bırakarak 1960’lı yılların sonunda siyasi mesaisine başlamıştır.

Sayın Meral Akşener’de siyasi görüşünü ifade etmekten çekinmemiş, erken yaşlarda gösterdiği başarılı çalışmalar ile kendisini fark ettirerek 1995 yılında Doğruyol Partisiyle aktif siyasi mesaisine başlamıştır.

1971 İktisadi, İdari Bilimler Fakültesinden mezun olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’da birçok önemli siyasi isimle aynı dönem, aynı fakülte öğrencilerindendir.

Sayın Ahmet Davutoğlu ve Sayın Ali Babacan içinde siyasi mesai yapmalarını sağlayan süreç benzer alt yapı ve donanımlarla ilişiklidir.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu Ak Partinin henüz yeni kurulduğu yıllarda Sayın Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığını yapmıştır.

2009 yılında ise Meclis dışından atanarak başladığı Bakanlık görevine daha sonra milletvekili olarak devam etmiş ve 2014te başladığı Başbakanlık görevini 2016 ya kadar sürdürmüştür. Başbakanlıktan alınması sürecine kadar Ak Parti içinde ki en etkin isimlerden olmuş, kesintisiz görevler yürütmüştür.

Türkiye’nin en zeki isimleri arasında ismi yer alan Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ in danışmanlığını yaparak siyasi arenada hızla yükselmiş, politik eğitimini hızla tamamlamış, Sayın Abdullah Gül’ ün desteği ile Ak Parti kurucuları arasında yer almış isimlerdendir. Ak Parti hükümetlerinde kesintisiz olarak 13 yıl Bakanlık ve milletvekilliği yapan ender isimlerdendir.

Recep Tayyip Erdoğan’ ın İstanbul Büyükşehir belediye başkanı olduğu yerel seçimde Milletvekilliğini, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra bırakan Melih Gökçekte yine siyasi arenanın eski isimlerindendir.

Ailece siyasi mesaisi bulunan Melih Gökçek genç yaşlarda Çalışma Bakanlığı Özel Kalem Müdür Yardımcılığı yaptı. Yani siyasi geçmişi olan Melih Gökçek 1984 yılında Keçiören Belediye Başkanlığı ile siyasi mesaisinde ön plana çıktı.

Bir Dönem Demokrat Parti Genel Başkanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını yürütmeye gayret etmişse de Ak Partinin kuruluşu ile kısa sürede Ak Partide ki yerini aldı.

Görevden alındığı güne kadar da Türkiye Siyasetinde ki hemen hemen her parti ile yakın ve özel bağlarını güçlü tutan Gökçek, siyasette uzun yıllar etkin isimlerden oldu.

Bugün Ankara Belediye Başkanlığı yapan Sayın Mansur Yavaş’ ta siyasi mesaisinde kıdemli isimlerden. 1994 yılı yerel seçimlerinde Mansur Yavaş, Beypazarı Belediyesinde Meclis Üyesi olmuştu.

Sonrasında ise Melih Gökçek’ in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu yıllarda Beypazarı İlçe Belediye Başkanlığı ve Büyükşehir Meclis üyeliği görevlerinde de bulunmuştu Mansur Yavaş.

Özetle gündemde olan isimlerden bahsettik, Milletvekillerinden, bakanlardan, örneklenen veya örneklenmemiş isimlerin görevsel çakışmalardan, öğrencilik yıllarından, akrabalık bağlarından bahsetmemiz ise bir hayli uzun bir yazı dizisi gerektirir.

Örneğin İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’ in İçişleri Bakanlığı döneminde Ak Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapması sebebiyle kendilerinin zaman zaman dile getirdiği hatıratlarına girmedik. Ak Parti Kurucuları arasında yer almaktayken, ayrılarak Milliyetçi Hareket Partisinden siyasete devam edilmesinden, seçim sonrası olması gereken parti Kongresinin Olağanüstü kararla seçim öncesine çekilmesinde imzası olan isimlerden olunduğu konusunda sorularımızı dile getirmedik bile henüz.

İnancım, terbiyem ve karakteristik özelliğim sebebiyle “Vefa” duygum, belki de hasletim son derece ağır ve hassas bir önem taşımaktadır benliğimde. Yani şahsıma yapılmış en ufak iyiliği, desteği, yardımı hatta gönlüme nakşeden bir selamı, güler yüzü dahi gönül borcu haneme yazarım. O kişileri kırmamak, üzmemek, ricalarını karşılıksız bırakmamak adına elimden gelen gayret gösterir, oldukları gibi bazen hataları ile bazen eksikleri ile kabul ederim. Hele bir kimseyle uzun yıllara dayanan dostluğum, arkadaşlığım var ise o kişi ile diyaloglarımda aşırı hassas olmaya gayret ederim. Benim gibi birçok kişinin de aynı özende aynı yapıda olduğunu düşünüyorum.

Yazımızda belirttiğimiz, görüşlerimize, değerlerimize, tercihlerimize lider olarak seçtiğimiz, Genel Başkanımız olan isimler ülkemizin, geleceğimizin yöneticisi olmalarına layık gördüğümüz o değerli, eğitimli, tecrübeli, bilgili isimler bizlerden çok daha zarif, naif ve “vefa” duygusuna sahip kimselerdir demekte bir sakınca görmüyorum.

Fakat aklımda bir soru var vatandaş olarak çözümlenememiş, o vefa’lı isimler çok uzun yıllara dayanan, ortak paydaları bol, müşterek mesaileri yoğun isimler olduğuna göre, kim kimi nasıl üzebilir, sorgulayabilir, eksikliklerini kalben dile getirebilir ki? Hesap sorulması nasıl mümkün olunabilir ki?

Eski İşçi Partisi, şu an ki Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek’ in ifade ettiği gibi evet “Aynı Gemideyiz” ya da birileri “Aynı Gemide…”.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.