6 Kasım 2026, 17:01:36
Dolar 50,1572
Euro 56,1178
Altın 6.522,87
BİST 11.333,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Az Bulutlu
İstanbul
12°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 11°C
Pts 14°C
Sal 13°C

Amerika’da Roosevelt Ekolünün Yeniden Yükselişi

Bu açıdan Trump döneminde belirginleşen gelişmelerin yalnızca Cumhuriyetçilerin dış politika tercihleriyle sınırlı kalmayacağı düşünülebilir. Roosevelt ekolünün, Demokratların önümüzdeki dönemde izleyeceği dış politikanın temel çizgilerinden biri hâline gelmesi ve Amerikan dış politikasında partiler üstü bir süreklilik kazanması ihtimali giderek daha fazla önem taşıyor gibi görünmekte.

Amerika’da Roosevelt Ekolünün Yeniden Yükselişi
6 Kasım 2026 15:30
234
A+
A-

Amerika Birleşik Devletleri’nde Roosevelt ekolü yavaş yavaş yeniden yükselişe geçiyor gibi görünmekte. Güç, caydırıcılık ve nüfuz alanlarına dayanan bu dış politika anlayışının temelleri Trump yönetimiyle yeniden atılmış gibi görünse de gelecekte Demokratlar tarafından daha kapsamlı biçimde uygulanması ihtimali üzerinde durulabilir.
Theodore Roosevelt’in 1904 yılında Monroe Doktrini’ni genişletmesiyle şekillenen bölgesel müdahale anlayışı, Amerikan dış politikasının gelecekte izleyeceği yönün tarihsel işaretlerinden biri olabilir. Trump yönetiminin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde Monroe Doktrini’ne açıkça vurgu yapması ve buna “Trump Ek İlkesi” adını vermesi, bu yönelimin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Benzer şekilde, 2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nde Batı Yarımküre’de Amerikan üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, stratejik noktalar üzerindeki etkinliğin artırılması ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendirilmesi hedefleri öne çıkmakta.
Bu politikanın gelecekte Demokratlar tarafından sürdürülmesi hâlinde ilk hareket alanlarından birinin Latin Amerika ve Karayipler olması muhtemel görünmekte. Özellikle Panama Kanalı üzerinde Amerikan etkisini artırmaya yönelik Trump döneminde başlatılan girişimlerin devam ettirilmesi beklenebilir. Çin ve Rusya’nın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması, stratejik geçiş noktalarının denetlenmesi ve güç merkezlerinin yeniden şekillendirilmesi bu yaklaşımın öncelikleri arasında yer alabilir. Diplomasi, ekonomik yaptırımlar ve askerî caydırıcılığın birbirini tamamlayan araçlar olarak daha güçlü kullanılması da olası görünmekte.
İkinci önemli yönelimin Çin ile rekabet üzerinden şekillenmesi beklenebilir. Hint-Pasifik’te Amerikan askerî caydırıcılığının teknolojik olarak güçlendirilmesi, ticaret yolları üzerindeki etkinliğin artırılması ve tedarik zincirlerinin jeopolitik öncelikler doğrultusunda düzenlenmesi bu politikanın temel unsurları olabilir. Avrupa’da NATO müttefiklerinden daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmelerinin istenmesi ise ABD’nin kaynaklarını stratejik ticaret yollarına ve öncelikli nüfuz alanlarına yönlendirmesini kolaylaştırabilir.
Bütün bu gelişmelerin arka planında Franklin D. Roosevelt’in İyi Komşuluk Politikası’nın yeniden yorumlanması da söz konusu olabilir. Tarihsel olarak doğrudan müdahale yerine diplomatik iş birliğini öne çıkaran bu anlayışın, gelecekte Amerikan üstünlüğünü korumaya yönelik farklı bir biçim kazanması mümkün görünmekte. Görünürde iyi komşuluk ilişkilerini sürdüren, ancak gerektiğinde ağırlığını hissettiren ve bölgesindeki en güçlü aktör olma konumunu koruyan bir Amerikan dış politikası, Demokratlar üzerinden yeniden şekillenebilir.
Bu açıdan Trump döneminde belirginleşen gelişmelerin yalnızca Cumhuriyetçilerin dış politika tercihleriyle sınırlı kalmayacağı düşünülebilir. Roosevelt ekolünün, Demokratların önümüzdeki dönemde izleyeceği dış politikanın temel çizgilerinden biri hâline gelmesi ve Amerikan dış politikasında partiler üstü bir süreklilik kazanması ihtimali giderek daha fazla önem taşıyor gibi görünmekte.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.