16 Ekim 2026, 08:06:58
Dolar 49,5279
Euro 55,5833
Altın 6.631,37
BİST 12.070,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
14°C
Hafif Yağmurlu
Cts 14°C
Paz 17°C
Pts 18°C
Sal 19°C

Alarm Çalıyor

Sesli Dinle

Kendimiz Ettik, En Ağır Bedeli Çocuklar Ödüyor.

Alarm Çalıyor
19 Ocak 2026 15:35
7.353
A+
A-

Kendimiz Ettik, En Ağır Bedeli Çocuklar Ödüyor.

Selam olsun satır dostlarıma…

Bir türkünün sözleri arasında geçer: “Kendim ettim, kendim buldum.”

Bugün yaşadığımız acı gündemleri anlatmak için belki de bundan daha çarpıcı bir cümle yok.

Atlas…

Henüz adını bile hayata yazamadan bu dünyadan koparılan bir çocuk.

Ne ilkti, ne yazık ki son olacak gibi görünüyor. Çünkü mesele tekil bir cinayet değil; yıllardır ihmal edilen bir toplumsal çöküşün sonucudur.

Uzun yıllara yayılan eğitim sisteminin içinin boşaltılması, değer aktarımının zayıflatılması ve “ben yaşayamadım, çocuğum yaşasın” anlayışıyla çocukların sınırsızlığa terk edilmesi bugün karşımıza ağır bir fatura olarak çıkıyor. Bir yanda evladına söz geçiremeyen ebeveynler, diğer yanda büyük bir özveriyle çocuk yetiştirmeye çalışan aileler… Aynı ortamda buluşan bu çocuklar arasındaki uçurum her geçen gün derinleşiyor. Bedelini ise çoğu zaman masum çocuklar ve ömür boyu dinmeyecek bir acıyla baş başa kalan aileler ödüyor.

Henüz “çocuk” dediğimiz yaşlarda alkolle, uyuşturucuyla tanışan; sınır, sorumluluk ve değer kavramlarından uzak büyüyen bir nesil gerçeğiyle karşı karşıyayız. Daha farkına bile varamadıkları duygularını yitiren, cinsiyet ve mahremiyet algısı örselenen, eğitim ve inanç boşluğunda başıboş kalan çocuklar… Sonuçta bir çocuk öldürülüyor, bir başka çocuk katil oluyor.

Hukuk ve ceza sistemindeki boşluklar ise tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Suç işleyen çocuğun ya cezasız kalması ya da ıslah edilmeden, daha ağır suçluların arasında cezaevine girmesi; onu geleceğin “profesyonel suçlusu” hâline getiren bir süreci başlatıyor. Ceza adaletinin caydırıcılığını yitirdiği yerde suç, sıradanlaşıyor.

Psikologların son yıllarda dikkat çektiği ortak bir tespit var: Farklı şehirlerde, farklı hayatlarda büyüyen çocuklar aynı cümleleri kuruyor.

“Okumak anlamsız.”

“Yaşamanın bir değeri yok.”

“Yaratıcı yok, ahiret yok.”

“Kolay yoldan para kazanmak mümkün.”

Bu ifadeler bireysel değil; toplumsal bir alarmdır. Ve o alarm çoktan çalmaya başlamıştır.

Elbette reşit olmayan çocuğun eylemlerinden ailesinin sorumlu tutulması kısmi bir önlem olabilir. Ancak asıl mesele, hayat telaşı içinde evladını fark edemeyen aile yapısının yeniden onarılmasıdır. Daha fazla ilgi, daha fazla zaman ve gerçek bir rehberlik olmadan bu sorun çözülemez.

Acilen ceza sisteminde güncellemeler yapılmalı, suçun karşılıksız kaldığı algısı ortadan kaldırılmalıdır. Eğitim, aile ve adalet; bu üç sacayağı birlikte güçlendirilmedikçe Atlas’ların adı yalnızca haber başlıklarında değil, vicdanlarımızda da ağır bir yük olarak kalacaktır. “Suça sürüklenen çocuk” tanımı son derece yanlıştır, “akran zorbalığı” ifadesi yetersizdir.

Çünkü biz seyirci kaldıkça, bedeli hep çocuklar ödüyor.

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.