14 Eylül 2026, 22:40:53
Dolar 48,6222
Euro 56,1592
Altın 6.687,73
BİST 14.254,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Az Bulutlu
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Sal 24°C
Çar 22°C
Per 24°C
Cum 24°C

Hesap Ertelenir

İnsan sonunda en çok, başkalarına yaptıklarıyla değil, kendisine dönüp baktığında neye dönüştüğüyle karşılaşır.

Hesap Ertelenir
14 Eylül 2026 15:30
486
A+
A-

Selam olsun siz satır dostlarıma. Çocukken büyüklerimizden sık sık duyardık: “Etme, bulursun.”
O zaman bunun biraz korkutmak, biraz da uslandırmak için söylenen bir söz olduğunu sanırdık. Meğer hayatın en eski kanunlarından birini anlatıyorlarmış.
Bugün birine haksızlık yaparsınız, yarın hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam edersiniz. Birinin ekmeğiyle oynarsınız, akşam sofranıza oturursunuz. Bir dostunuzu yarı yolda bırakırsınız, ertesi gün başka bir dostun kapısını çalarsınız.
Olur mu?
Olur.
Hatta bazen uzun süre hiçbir şey de olmaz.
İşte insanı yanıltan tam olarak budur.
Haksızlık yapan, bir süre sonra kendisini başarılı zanneder. Yalan söyleyen, yalanının ortaya çıkmadığını görünce zekâsıyla övünür. Makamını kullanarak insanları ezen, koltuğunun kendisine ait olduğunu düşünür.
Hayat bazen insana tuhaf bir oyun oynar. Bir bakarsınız, haksızlık yapan kazanmış, hakkı yenen susmuş, yalan söyleyen itibar görmüş, dürüst olan ise kenarda kalmış…
Siyasette de böyle değil mi?
Dün vatandaşa tepeden bakan, bugün vatandaşın gönlünü almak için kapı kapı dolaşabiliyor. Dün verdiği sözü hatırlamayan, bugün yeni sözlerle meydana çıkabiliyor. Dün kendisini vazgeçilmez zanneden nice isim, bugün insanların hafızasında bir isim bile olmayabiliyor.
Çünkü siyaset sandıktan ibaret değildir. Siyasetin asıl sandığı insanın hafızasıdır.
Ve o sandıkta oy pusulası değil, yaşanmışlık vardır.
Bir vatandaşın kapısına hangi yüzle gittiğiniz, zor gününde yanında olup olmadığınız, işini görmek için gelen insanı insan yerine koyup koymadığınız, verdiğiniz sözü tutup tutmadığınız…
Bunların hiçbiri kaybolmaz.
Mahallede de böyledir, ticarette de, siyasette de. Bir esnaf müşterisini kandırarak bugün kazanabilir. Bir çalışan arkadaşının emeğini sahiplenerek terfi edebilir. Bir yönetici adaletsiz davranarak koltuğunu bir süre koruyabilir.
İnsan ister istemez soruyor:
“Eee, bu yapılanlar yanına mı kalacak?”
Ama cevabı biraz sabır istiyor.
Çünkü biz çoğu zaman hayatın hesabını günlük tutuyoruz. Bugün kim kazandı, kim kaybetti, kim makam aldı, kim köşeyi döndü, kim alkışlandı diye bakıyoruz. Oysa hayatın hesabı bizim tuttuğumuz defterden biraz farklı.
Mahallede komşusunun hakkına göz diken de, iş yerinde arkadaşının emeğini sahiplenen de, siyasette kendisine verilen emaneti şahsi menfaatine çeviren de aynı yanılgının içindedir: “Bana bir şey olmaz.”
İnsanın hayatında görünmeyen bir muhasebe vardır. Faturası hemen gelmez.
Ama elbet gelir. Hem de bazen hiç beklemediği yerden. Kötülük bir defa yapıldığında davranıştır. Tekrarlandığında alışkanlıktır. Alışkanlık karaktere dönüşür. Karakter ise insanın hayat boyunca taşıdığı en ağır kimliktir.
O yüzden şu “kaygan zemin” meselesini ciddiye almak lazım.
İnsan başkasının ayağının altından zemini çekince, zeminin kendisine de ait olduğunu unutuyor. Sonra bir gün düşüyor. Etrafına bakıyor. Kimse elini uzatmıyor.
Çünkü insan, hayatı boyunca kimi ittiyse çoğu zaman düşerken onları hatırlıyor.
İyilik de böyle.
Kimsenin görmediği bir yerde yapılan iyilik, unutulmuş sanılabilir. Oysa insanın karakterine yazılır. Bir gün bir kapı açılır, bir insan çıkar, bir fırsat doğar ve yıllar önce yapılan küçücük bir iyiliğin karşılığı gelir.
Belki hayat matematik değildir. Ama hesabı vardır.
Ve galiba insanın bu dünyadaki en büyük yanılgısı, hesabın kapanmadığını, sadece ertelendiğini fark etmemesidir.
Kimsenin yaptığı yanına kalmaz.
Ne iyilik…
Ne kötülük…
Kimi zaman bir seçim sandığında, kimi zaman bir dostun kapıyı kapatmasında, kimi zaman insanların arkasından konuşmaya başladığı bir günde, kimi zaman da insanın aynaya bakıp kendi yaptıklarıyla baş başa kaldığı gecede…
İnsan sonunda en çok, başkalarına yaptıklarıyla değil, kendisine dönüp baktığında neye dönüştüğüyle karşılaşır.
Bir yetimin başını okşamak, bir garibin elinden tutmak, hakkı olmadığı halde hakkından vazgeçmek, kimsenin görmediği yerde doğru olanı yapmak…

Gazeteci / İş Güvenliği Uzmanı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.