DOLAR 7,9701
EURO 9,4633
ALTIN 487,38
BIST 10,4074
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sisli

Çiftçi Milletin Efendisidir

Sesli Dinle

Ülkemizde ki evrilme bizleri en başa döndürmeye itmekte gibi hissediyorum. Çünkü doğal döngüyü takip ettiğimizde …

Çiftçi Milletin Efendisidir
23.09.2020
3.576
A+
A-

“Çiftçi milletin efendisidir.” Ne güzel söylemiş Mustafa Kemal Atatürk. Bir milletin var olabilmesinde emeği küçümsenemeyecek kadar büyük olan kişidir çiftçi. Bir milleti bitirmek istiyorsanız, ondan çiftçilerini almanız yeterli bana sorarsanız. Keza düşünsenize; sofranıza koyduğunuz yemeklere, yiyeceklere şöyle bir göz ucuyla baktığınızda hepsi bir çiftçinin elidir. Domates onun toprağında filizlenir, peynir onun sütüyle şekillenir, yumurta onun kümesinden çıkıp tavanızda lezzetlenir. Yani anlayacağınız bir ülkenin vazgeçilmezidir.

Ülkemizin toprağının bereketi anlatmakla bitmez. Lakin TÜİK verilerine göre tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı ise 2002’de 7 milyon 458 bin kişiyken, 2020 Şubat ayı itibariyle 4 milyon 157 bin kişiye geriledi. Bu da son 18 yılda 3 milyon 301 bin daha az tarım çalışanı anlamına geliyor. Tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısının yüzde 44 azaldı. Hem istihdam hem de ekonomik açıdan ülke genelinde etkileri git gide büyüyen bir gelişme olarak izlenmektedir.

Tabii ki sanayileşme ve teknolojik gelişmeler bir ülkenin kalkınmasında büyük rol oynarken, tüm desteklerin bu alanlara kaydırılması sonucunda küstürülen çiftçilerin ülke ekonomisi üzerinden etkileri, bana sorarsanız, azımsanmayacak kadar fazladır. Açgözlülük ve çıkar ilişkileri çerçevesinde ülkemizi dünyanın bir numarası yapabileceğimiz alanlarda, dışa bağımlılığın önü açılarak ülkeyi kendi içinde bir çıkmaza sürüklenmeye devam eden politikalar, gelecek kaygılarını arttırdığı gibi, güveni ciddi boyutta sarsmaktadır.

Türkiye’de peynir çeşitleri saymakla bitmeyecekken, Venezülla’dan peynir ve başka onlarca ürünün ithalatını kolaylaştıran dış ticaret politikalar aslında hedef alınan milletin efendisinden başkası değildir. Halbuki tarım ve hayvancılık alanında dünyanın bir numaralı ihracatçısı olma potansiyeli olan bu coğrafyada, tarım ve hayvancılık alanında ki yetersiz destekler ve yönlendirmeler neticesinde topraklarımızın verimsizleştirilmesine yol açmaktadır.

Günümüzde beyaz yakalıların emeklilik hayalleri çiftçiliğe doğru değişmektedir. Son yıllarda, üst düzey yöneticiliği bırakıp, çiftçilik yapmaya başlayan, organik tarıma yönelen insanların sayısı hayli fazladır. İnsanlar kendi sofralarına kendi kalitesini belirlediği ürünler koymak istemeye, sağlıklı yaşama ve hatta köy yaşantısına doğru evrilmeye başlıyor. Böyle dediğimiz de bir terslik var gibi gözükmektedir. Türk dil kurumuna göre “Evrilmek: Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek” diye tanımlanmaktadır. Yani doğal akışla beraber biçim değiştirilmesidir. Gelişen bir toplumun doğal döngüsünde akış ileriye doğru ve gelişime doğru götürmesi gerekirken.

Ülkemizde ki evrilme bizleri en başa döndürmeye itmekte gibi hissediyorum. Çünkü doğal döngüyü takip ettiğimizde; döngüde gelişimini tam tamamlamış alanlar oldukça, evrilmekte ileri doğru değil, geriye doğru olmak zorunda kalmaktadır.

Hadi basite indirelim; Age of Empire, Anno, Civilization oyun serilerine bir baktığınız zaman oyunlarda ilerleyebilmeniz için mevcut seviyede ki tüm gelişmeleri ve şartları yerine getirmen beklenir. Alt yapıyı gelişime hazırlamış olman için; sırasıyla temel ihtiyaçları karşılamanın yollarını bulman ve üretim yeterliliğini yeterli seviyeye taşıman gerekir. Oyun seni gelişmeye zorlarken, mevcut çağın gerekliliklerini sonuna kadar yerine getirmeni ister. Ve yeni bir seviyeye geldiğinde; temel ihtiyaçlarını karşılamak için onları ihmal etmemen gerekir. Nüfus arttıkça, daha çok yiyecek üretmen daha çok hammadde temin etmen gerekir. Seviye atladıkça, temel ihtiyaçlara ihtiyacın artar. Bahsettiğim oyunlarda da ticaret yaparak, ihtiyaçlarını başka şehirlerden temin edebilirsin ama bu doğal kaynakların tükendiğinde, yeterli tarım alanın olmadığında veya kendi coğrafyanda temin edemediğin ürünler üzerinden yaparak sağlarsın. Bunu da doğal kaynakların yetersizleştiğinde veya ihtiyaçlara cevap veremediğin zamanda yapmak durumunda kalırsın.

Şimdi bu gözle bakıldığında bile; hala ülkemizin potansiyeli varken en temel ihtiyaçlarımızda bile dışa bağımlılık yaratacak politikalar, popülasyonumuzun gelecek kaygılarını arttırmaktan ve güven duygusunu yitirmesinden başka bir sonuç doğurmamaya başlamaktadır. Ülkemizin gelişimini tamamlayabilmesi kat etmesi gereken çok fazla yol olduğunun farkındayım. Ama çocuklarımızın güven ortamında büyümesi hepimizin ortak isteğidir. Diyeceğim odur ki; tabii ki politikacıların gerek mesleki gerekse öğrenim bilgileri işlerini yapmaları için yeterli olsa da. Biraz bu deneyimlerinden sıyrılarak Age of Empire, Anno, Civilization oyun serilerini oynayarak engin bilgilerini bilgi katabileceklerini düşünüyorum.

Hoş o zamanda açgözlülük ve çıkar çatışmaları nedeniyle; herhalde gelişmekten önce başka uygarlıklara hücum ederek, onların doğal kaynaklarına ve topraklarına göz dikeceklerdir. Amaç oyunu bitirmek olsa dahi; oyundan keyif almanın yolu hızlı bitmesi değil, uzun vadede istikrarlı şekilde gelişerek, diğer uygarlıkları gelişmişlik seviyenle alt etmek olduğunun bilincine varamayacaklardır.

Daha güzel yarınlarda görüşmek üzere …

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.