15 Ekim 2026, 14:53:07
Dolar 49,4177
Euro 55,5133
Altın 6.572,22
BİST 12.118,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Yağmurlu
İstanbul
15°C
Yağmurlu
Cum 13°C
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 17°C

Hasan Sabbah

Sesli Dinle

Hasan Sabbah’ın babası Ali bin Muhammed, oğlunun felsefe, kelâm, mantık, fıkıh ve matematik alanlarında iyi bir eğitim almasını sağlamış, onun kaliteli bir şekilde yetişmesi için elinden geleni yapmıştı.

Hasan Sabbah
8 Nisan 2025 15:35
9.478
A+
A-

“GİZLİ OLANLAR GÖZ ÖNÜNDE SAKLANANLAR”

Yunus Emre’nin şiirinde dediği gibi, “Ölen hayvan (beden) imiş, aşıklar (ruh) ölmez.” Ruhu açıklamakla başlıyoruz. İslam geleneğinde inisiyasyon, yani tarikat, tasavvuf kapısıdır. Tasavvuf okulu olan tekkede irfan ve erdemle dolmak, entelektüel bilgi elde ederek Allah, insan ve varlık döngüsünü anlamak isteyen müritler, Sufilik ile yayılan ezoterik bilgileri alırlar. Onlar, hakikate ulaşmanın ve doğruyu bulmanın akılla değil, sevgiyle mümkün olduğunu kabul ederlerdi. Tarikatın özü olan mistisizmde esas olan, Tanrı’yı sevmektir. Sevgi sonsuzdur, beden ise sonludur. Ruh, ölümlü bedenden ayrılarak iyiliğin, aşkın ve sevginin kaynağı olan Allah’a ulaşacağı için ölümsüz kabul edilir. Demek ki ulaşılmak istenen yer bellidir: sonsuzluk ve bir olmak, bütünleşmek.

Zamanla, ezoterik tarikatlarda da bir kast sistemi ortaya çıktı. Müritlerin içinden yetenekli olanlar kolayca öne çıkıyor, donanımları arttıkça yeni başlayanlara göre entelektüel açıdan çok daha ileride oluyorlardı. Üstat (Pir), el vererek onlarla ana kola bağlı yeni tarikatların oluşmasının önünü açtı. Bu tarikatlar hızla yayılmaya başladı. Eldeki güç arttırılmalı, veriler çeşitlendirilmeliydi. Sayı yerine kalite ön plana çıktığı için her önüne gelen tarikata alınmıyor, sadece belli yollardan, testlerden ve zorluklardan geçmiş kişilerin içeri girmesine izin veriliyordu. Ketumiyet, yani sır tutma kabiliyeti, önemli bir özellikti. Sadece hak edenlerin hakikate ulaşması, hak etmeyenlerin ise dışarıda kalması kararlaştırılmıştı. Tekkeler giderek derinleşiyor, sırra ulaşmada neyin doğru neyin yanlış olduğu sorgulanmaya başlanıyordu. Kendi içlerinde yeniden ayrılıklar çıktı ve daha da derine indiler. Spiritüel bilgi, gizliliği severdi. İnisiyasyon sürecini zorlaştırdılar. Bu süreç, çeşitli aşamalardan oluşan bir seremoniydi. Artık herkesin gözü önünde saklanıyorlardı.

Hasan Sabbah’ın babası Ali bin Muhammed, oğlunun felsefe, kelâm, mantık, fıkıh ve matematik alanlarında iyi bir eğitim almasını sağlamış, onun kaliteli bir şekilde yetişmesi için elinden geleni yapmıştı. Hasan, aldığı din eğitimi ile Sufizmi harmanlayarak yeni bir mistik felsefe oluşturmak için 17 yaşında İran’ın Rey şehrine gitti. Fatımi bir din adamı (Dai), Hasan’daki yeteneği fark ederek onu Fatımilerin Abbasilere karşı propaganda amacıyla kurduğu kütüphane ve kültür merkezi olan Darülhikme’ye yönlendirdi. Hasan, İsmaili mezhebi hakkında eğitim aldı ve eğitimlerin sonunda Horasan Bölgesi’nin Dai’si olmaya yükseldi.

Hasan Sabbah, hilafet makamına veliaht Nizar’ın geçmesini isterken, vezir ve başkumandan Bedr el-Cemâli, Ahmed el-Müsta’li’nin geçmesini istiyordu. Bu anlaşmazlık, iplerin kopmasına neden oldu. Hasan Sabbah, otoriteye başkaldırdı ve sırasıyla sürgün ve hapis cezalarına çarptırıldı. En sonunda kaçmayı başardı ve 9 yıl boyunca Batıniliğin propagandasını yaparak halk desteğini yavaş yavaş kazandı. Kazvin şehrine yerleşen Hasan, burada Elemut (Alamut) Kalesi’ni karargâh yaparak Nazari İsmaili Devleti’ni kurdu. Elemut, iki bin metre yükseklikte, sarp ve dolambaçlı patikalarla ulaşılabilen bir dağlık alandaydı. Hasan, burayı muhalifleri yok etmeleri için eğittiği ve dini ve ezoterik bilgiler vererek cesaretlendirdiği Haşhaşinlerin merkezi haline getirdi.

“Haşhaşin” kelimesinden “H” harfi düşer ve “Aşaşin” olur. “Ş” harfi “S” harfine dönüşür ve nihayetinde İngilizce’deki “Assassin” (Katil) kelimesine ulaşılır. Hançerlerindeki zehirden dolayı bu lakabı almışlardı. Hasan Sabbah, kurduğu teşkilatta dini hemen her konuya vakıf biriydi. Sohbetler eder ve bu yolla ikna kabiliyeti son derece etkiliydi. Aksi takdirde, despot birinin propaganda ile geniş kitleleri kontrol etmesi, kale komutanlarını safına çekmesi ve insanları sebepsiz yere ölüme göndermesi düşünülemezdi.

Kimsesiz çocuklar arasından dikkatle seçtiği 12-20 yaş arası gençleri, yoğun ezoterik ve dini öğretilerle disiplinli bir şekilde yetiştirirdi. Onları sadece siyasi ve askeri planları için değil, istihbarat personeli olarak da kullanırdı. Kılık değiştirme, gerçek inançlarını saklama, gizli işaret, parola ve sembol kullanma yoluyla gizli haberleşmede de yetenekliydiler. Teşkilat personeli, kimi zaman din alimi, kimi zaman seyyah, esnaf hatta dilenci kılığında hedefi aylarca izler ve uygun şartları beklerdi. Bu süreç, elbette uyuşturucu etkisiyle değil, moral, motivasyon, ülkü ve ilahi kaynaktan beslenen bir adanmışlıkla gerçekleşirdi.

Hasan Sabbah, savaşarak elde edebileceği zaferi, hedef olarak gördüğü bölgenin komuta kademesini suikastle ortadan kaldırarak elde etti. Bu yolla hem maliyeti minimize etti, hem daha az kayıp verdi, hem de bölgenin kin ve nefretini üzerine çekmedi. Halk desteğini kazanmasının önündeki siyasi engelleri bertaraf etti. Hiç şüphesiz Hasan Sabbah zeki bir liderdi. Kutsal metinleri dikkatle okur, mecazları çevirir ve çocuk yaşta kelam alanında edindiği donanım, bu özelliklerinde etkili oldu. Peki, cennet motivasyonunun kaynağı ne olabilir? Elbette dini, tasavvufi ve ezoterik öğretilerde bulunan cennet vaadi. Ancak bu vaat, büyük fedakarlıklarla elde edilebilirdi. Komuta kademesinin yok edilmesi, maliyeti minimize etmesiyle büyük bir yük omuzlardan kalkıyordu. Kutsallık buradaydı: masum yaşlılar, çocuklar ve kadınların kurtuluşu, cennet için yeterince güçlü bir etkiye sahipti.

Vaad büyük olunca, teşkilata girenler bir daha eski kişiliklerine sahip olamayacak ve eski hayatlarına geri dönemeyeceklerdi. Ölenler geri gelmeyecek, yaşayanlar ise gölgelere karışacaktı. Asla uğruna ant içtikleri değerlerden vazgeçmeyecek, ilkelerini unutmayacaklardı. Cennet ve ruhun ölümsüzlüğü vaadi, onları karanlıktan çıkarıp aydınlanmaya, aydınlanmadan sonra karanlığa ve diriliş gününde yeniden aydınlanmaya, yani kutsal sonsuz sevgiye ve ilahi bir amaca hazırlamıştı. Artık göz önünde saklanacak, gizli olanları asla ele vermeyeceklerdi.

Saygılarımla.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.