Toplum Sosyolojisi ve Yozlaşma 4
Buraya kadar yozlaşmanın adam kayırmacılık, rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık bağlamında gelişimini inceledik, bir sonraki yazımızda yozlaşmanın mesleki ve bilimsel yönünü tarihi olaylar bağlamında analiz etmeye çalışacağız.
SSCB’de Rüşvet, Hırsızlık, Yolsuzluk ve Adam Kayırma;
SSCB, ideolojik olarak özgürlük ve sosyal adalet üzerine kurulu olmasına rağmen bürokrasinin çürümüşlüğü ve adam kayırmacılığı, yönetim birimindeki kokuşmuşluğu ve çürümeyi beraberinde getiriyordu. Bürokratik ve siyasi yapılar içerisinde yetki sahibi olanlar, bu güçlerini kişisel kazanç elde etmek için kullanıyordu. Böylelikle rüşvet, Sovyetler Birliği’nin birçok organında sistematik hale geldi. Kamu görevlileri, halka hizmet vermek yerine kendi ceplerini doldurmayı öncelikli hale getirdiler. Bir süre sonra çalsalar da iyi kötü kamu görevini yapan memurlar, siyasetçilerin emirlerine karşı partizanca yaklaşım içine girecek ve kamu düzenini yok sayacaklardı. Böylece devlet mekanizması bozulmaya başlayacaktı. Halk ise gıda, barınma gibi temel sorunların kıt olduğu bu dönemde, yüksek mevkideki kişilere rüşvet vererek işlerin hızlandırılması ya da daha iyi hizmet alınması için mecbur bırakılıyordu. Öyle ki genel noktada rüşvet ve yolsuzluk yaygın bir pratikti.
Merkezi Hükümetin içindeki büyük memurların ve siyasetçilerin, bozulan düzen dışına çıkması mümkün değildi, hükümetin tabandaki kokuşmuşluğu çözmek yerine salt ideoloji pompalayarak, halkın beynine pembe hayaller enjekte ederek oturtmak istedikleri sosyalizm, planlama eksiklikleri, yolsuzluklar ve ekonomik kaynakların verimli kullanılmasının zorlaşmasıyla başarısızlığa doğru sürükleniyordu. Düzende, Hırsızlık ve devlet kaynaklarının israfı büyük sorun haline geldi. Örneğin, üretim sürecindeki hammaddeler ya da tüketim malları, çarpık ve kayırmacı dağıtım sistemleri nedeniyle kayıt dışı olarak satılıp, kâr elde edilmeye çalışıldı. Bu, özellikle büyük şehirlerdeki karaborsaların büyümesine neden oldu. Ekonomik sistemin kontrolsüz yönleri ve yolsuzluk nedeniyle kaynaklar verimli kullanılmıyordu, yozlaşma ve bozunma SSCB’nin ekonomik krizlerine zemin hazırladı.
Sovyet sisteminin katı yapısına rağmen, kamu görevlileri rüşvet vererek ya da tanıdıkları üzerinden rüşvet vermeyi vaad ederek bürokratik sistemde yükselmeye çalıştılar. Rüşvet, yine aynı zümre içinde özellikle tüketim mallarına erişimde, iyi pozisyonlara atanmalarda ve ekonomik imtiyazlar elde etmede yaygındı. Özellikle Sovyet bürokrasisinde üst düzey yetkililer, devleti kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilmek için yepyeni rüşvet sistemleri geliştirdiler. Halkın rüşvet ve bürokratik engellerle başa çıkmak zorunda kalması, sisteme olan güveni aşındırdı. Böylelikle Sosyalizm düşüncesi yolsuzluk, yozlaşma, bozunma ve ağır ekonomik baskı altında limon gibi ezilecek, bir kenara doğru fırlatılacaktı..
Sovyetler Birliği’nde, devletin her kademesindeki yetkilerin yetenek ve liyakate göre değil, genellikle parti üyelerine ve onların ailelerine ya da yakın çevrelerine verilmesi, yönetim kademelerinin verimsizleşmesine yol açtı. Nepotizm, parti üyeleri arasında güç dağılımını daha da çarpık hale getirirken, yetkin olmayan, niteliksiz, vasat, eğitimsiz kişilerin becerikli emek ve kabiliyet isteyen önemli pozisyonlara hak etmeksizin atanmasına neden oldu. Bu tür atamalar, Sovyet ekonomisinin ve bürokrasisinin verimliliğini büyük ölçüde baltaladı ve halk arasında hoşnutsuzluk yarattı.
1985 yılında gelen Mihail Gorbaçov, Sovyetler Birliği’ni içinde barındıran bu kısır döngüden çıkarmak amacıyla reformlar başlattı. “Perestroyka” (yeniden kontrol) ve “Glasnost” (açıklık) politikaları, ekonomik sistemi yeniden ayarlamayı ve bizzat hükümet eliyle yanlış servis edilen ekonomik grafikleri daha şeffaf bir hale getirmeyi hedefliyordu. Ancak bu reformlar beklendiği gibi bir kalkınma ya da iyileşme sağlayamadığı gibi, açıklık ilkesi halkın sistemi eleştirmesine neden olacaktı. Böylece, hem uluorta konuşmalar hem de fısıltıların atomik gücü sistemin uzun ömürlü üstünü örttüğü sorunları su yüzüne çıkarıyordu..
Rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk ve kayırmacılık, Gorbaçov’un reformlarını engelleyen ana unsurlar haline geldi. Bürokratik yapı, reformların çalışmasını istemiyordu, çünkü eline almış olduğu büyük siyasi güç sayesinde istediği gibi at koşturuyordu. Reformların oturtmaya çalıştığı değişiklikler ise, siyasetçi ve bürokratların yıllardır sürdürdükleri sömürü düzeni ve ayrıcalıklarının ellerinden alınması demekti. Ayrıca Glasnost (Açıklık) politikası sayesinde halk, geçmişte gizli kalmış skandalları ve ihmal ettiği sorunlar hakkında daha fazla bilgi sahibi oldu. Bu şeffaflık, kamuoyunda artan hoşnutsuzluğa, homurtulara, devlete olan güvensizliğe neden olacaktı.
Rüşvet, yolsuzluk ve nepotizm gibi kronik sorunlar, devasa bir imparatorluğu içten içe çürüttü. Gorbaçov’un reformları, bürokrasinin yavaşlığı ve derinleşmiş yolsuzluk ağları nedeniyle beklenen sonuçları vermedi. Hâlihazırda halkın yaşadığı kokuşmuşluğu daha görünür hale getirdi ve sistemi tamamen çökertecek son darbeyi vurdu. Bu olaylar, yalnızca Sovyetler Birliği’nin tarihi değil, aynı zamanda rüşvet, yolsuzluk ve adam kayırmacılığın dünya genelindeki seyrini, gidişatının anlaşılması açısından çok değerli hale getiriyordu.
Sovyetler Birliği’nin düşüncesine göre her emeğin kutsallığına dayanan filozofik bakış açısı yani Sosyalizm, ideolojisinin felsefi yönü dolayısıyla değil, ona inancını yitiren halkın ve bir yönetim tarzının başarısızlığı olarak çöktü diye değerlendirilebiliriz. Buraya kadar yozlaşmanın adam kayırmacılık, rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık bağlamında gelişimini inceledik, bir sonraki yazımızda yozlaşmanın mesleki ve bilimsel yönünü tarihi olaylar bağlamında analiz etmeye çalışacağız. Saygılarımla…